'Kadın Hep Bozuk Sanki'

Derya Alabora sinema, televizyon, ve 'kadın olmak' üzerine önemli açıklamalarda bulundu.

Derya Alabora, yazı setlerde geçiriyor. Star TV'de ekrana gelen 'Çıplak Gerçek'te rol alan oyuncu bir yandan da Onur Ünlü'nün 'Sen Aydınlatırsın Geceyi' isimli yeni filminde görünmez kadın olarak sesiyle rol alıyor. Derya Alabora sinema, televizyon, ve 'kadın olmak' üzerine konuştu...

'Çıplak Gerçek' nasıl bir dizi?

İsrail dizisi, polisiye. Bir polis ekibi var. Ben de kızı kaybolan bir kadını oynuyorum.

Kim yazıyor?

Orijinal senaryo İsrail'den geldi, Ümit (Ünal) adapte etti onu. Yetkin Dikinciler, Mustafa Uğurlu, Cem Bender, İdil Fırat var, tatlı bir ekip. Sinema gibi çekiyoruz, biraz üst düzey bir iş oldu hem sinema dili anlamında, hem senaryo ve oyunculuklar anlamında.

GERÇEKLİK RAHATSIZ EDİYOR

Rol aldığınız 'Masumiyet'in farkı, gerçekçilik duygusundaydı, değil mi?

Tabii. Yeşilçam geleneğine baktığın zaman hayat kadınları bir şekilde o yola istemeden düşer, oradaki cinselliği de yaşamaz, sonunda da layık olduğu yere gelir. 'Masumiyet'te başka bir şey anlatılıyor. 'Bir kadının aşkı uğruna bedenini bile satabileceği' gibi bence çok güzel bir duyguyu anlatıyor ama bu gerçeklik bazılarını rahatsız ediyor.

Siz hayatın sertliğine karşı masal izleme ihtiyacı duymaz mısınız peki sinemada?

Zaman zaman ben de severim. Ama ben galiba yaptığım şeylerde gerçeklik duygusu olan hikayelerden hoşlanıyorum. Lars Von Trier 'Karanlıkta Dans' yapmıştı, müzikal. Orada, garip bir masalsı anlatımın içinde eleştiri var.

Türkiye'deki erkek yönetmenlerin kadını algılayışını nasıl buluyorsunuz?

Ben artık şuna karar verdim; bu iki ayrı bakış açısı. Bunların bir araya gelmesi biraz zor oluyor, dolayısıyla sinemada da öyle. Bir kadın rolü yazılıyor, toplumun genel bakış açısıyla. Zaten onun dışındaki filmler de fazla izlenmiyor.

Kendi yaptığınız işlere baktığınızda bu anlamda beğendikleriniz var mı?

'Masumiyet'teki kadının bir şeye bu kadar inanması ve onun peşinden koşup kendini yok etme duygusu bana çok ilginç geliyor. Mahinur Ergun'un senaryosunu yazdığı 'Şaşıfelek Çıkmazı' dizisinde canlandırdığım 'Aysel' de Türk toplumunun dışında bir karakterdir. Biraz fazla hayat kadını canlandırdım. Bunun da bir başkaldırı olduğunu düşünüyorum topluma karşı. Evet herkes kendi bedenini istediği gibi kullanma hakkına sahip.

Kadın oyuncunun yaş almasıyla da rol imkanları daralıyor...

Bir aşk hikayesi yazılmıyor orta yaş kadınlar için. Sanki aşk hep gençlere ait bir şeymiş gibi oluyor Türkiye'de. 45 bile demiyorum, 40'ından sonra hayata biraz bitmiş gözüyle bakıyor Türk toplumu. Tabii bu dediğim kadınlar için geçerli, erkekler için değil.

SHAKESPEARE KADIN DÜŞMANI

Halbuki siz bir aşk filminde oynasanız iyi olmaz mıydı?

Olur tabii ama çok zor Türkiye'de. Laflar da var ya hani "Ununu eledin eleğini astın" gibi. Türkiye'de belli bir yaştan sonra bırak aşkı, eğlenmeye bile hak görmüyorlar. Ben Shakespeare'i de biraz kadın düşmanı bulurum, 'Hamlet'te bile vardır, annesine "Senin yaşında insanın kanı daha durgun akar" der.

İnsanın kanı durgunlaşıyor mu?

Öyle düşünmüyorum ama gerçekten Shakespeare de kadın düşmanıdır. 'Hırçın Kız'ın finali, hırçın olan kadının sonunda erkeğin efendiliğini kabul etme hali bence korkunç bir şey. Aslında erkeğin yazdığı her şeyde kadın bir şekilde düzeltilmesi gereken bir şey. Kadını bozuk olarak nitelendiriyorlar, "Bunu bir düzeltmek lazım" diyorlar.

OĞLUM CAN EN YAKIN DOSTUMDUR

Oğlunuz Can'ı büyütürken işlerinize ara vermediniz değil mi?

Vermedim ama ailedeki büyükler çok yardım etti; annem, teyzem ve Uğur'un (Yücel) annesi. Bir de her sabah kalktım. Sabah 5'te de yatsam, 06.30'da kalktım, onu okula yolladım. Ben çocuğuna düşkün bir anneyim, ben de istiyordum onunla beraber kalkayım. 05.00'te yatıyorum diye onun günahı ne, o zaman hiç çocuk yapmayacaksın.

Şimdi o da 26 yaşına geldi, bu işlere girdi, festivallere gidiyorsunuz beraber...

Evet, biz anlaşıyoruz anne-oğul olarak, bu da hoşuma giden bir şey. Biraz tabii benim de kanım yavaş akmadığından. Ben de hala gezmeyi, eğlenmeyi çok seven bir insanım. Durmuş, oturmuş bir anne durumu yok bende. O nedenle Can da benimle olmaktan sıkılmıyor, beraber aynı yere gidip eğlenebiliyoruz.

OĞLUM SENARYO YAZIYOR

Oğlunuz Can da sinemayla uğraşıyor. Neler yapıyor?

Babasının yönetmen yardımcılığını yaptı 'Ejder Kapanı'nda. Şimdi senaryo işleriyle uğraşıyor.

Keşke o bir film çekse ben de oynasam gibi bir hayaliniz var mı?

Valla keşke olsa ama biliyorsun öyle şeyler olmaz. Can bir film yapsa "Annemi oynatayım" demez.


Sabah : http://www.sabah.com.tr
23 Ağustos 2012 Perşembe 06:03

Masumiyet, Türkiye, Derya Alabora, Magazin
YORUMLAR