Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Türk Dizileri Çalıştayı

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği Başkanı, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen Birol Güven, İstanbul'un birçok ilçesinde çekim yapmamın mümkün olmadığını, birçok yere para ödenmesi gerektiğini belirterek, '800 milyon insan düzenli olarak Türk dizilerini izliyor dünyanın her yerinde.

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği Başkanı, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen Birol Güven, İstanbul'un birçok ilçesinde çekim yapmamın mümkün olmadığını, birçok yere para ödenmesi gerektiğini belirterek, "800 milyon insan düzenli olarak Türk dizilerini izliyor dünyanın her yerinde. Büyükşehir belediyesi, emniyet, ilçe belediyeleri izin versin bir yıl içinde İstanbullu yaşam stili dünya markası olur." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi iş birliğinde "Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Türk Dizileri Çalıştayı" düzenlendi.

Çalıştayda konuşan Güven, daha önceden kendilerinin söylediklerinin dinlenilmediğini belirterek, ilk defa bu dönemde artık devletin "konuşandan, dinleyen konumuna" geçtiğini söyledi.

Türkiye'nin dizi ihracatında çok büyük yol alamadığını, sektörün yurt dışındaki pazarda en büyük rakibinin Amerika olduğunu ifade eden Güven, şöyle devam etti:

"Biz dizi ihraç ediyoruz, Amerika ise yaşam biçimi, yaşam kültürü ihraç ediyor. Biz aynı konumda değiliz. Amerika'da çekilen dizi ya da film izlerseniz, kahraman Central Park'ta yürür, araçların arasından caddede devam eder, kahvesini alır, reklam panolarının altından geçer. Böyle bir sahne Amerikan yaşam kültürünü gösteriyor. Bu filmleri seyreden insanlar Amerika'ya gittiklerinde vatana gelmiş gibi hissederler. Biz aynı şekilde kahramanımızı mesela Maçka Parkı, Taksim Meydanı'ndan devam edip İstiklal Caddesi'nde kalabalığın içinde yürüterek, bir kilo baklava aldırarak yoluna devam ettirebilir miyiz? Ettiremeyiz, çünkü zabıtalar var. Biraz esprili olacak ama keşke bu çalıştayı Büyükşehir Zabıta Müdürlüğü yapsaydı sektörümüze çok daha pratik, çok hızlı çözümler bulabilirdik. Türkiye sırf bu nedenlerle 10 yıl kaybetti. İstanbul'un birçok ilçesinde çekim yapmak mümkün değil. Çok maliyetli. Emniyet Müdürlüğüne, Büyükşehir Belediyesine, ilçe belediyesine ve İSPARK'a para ödemek zorundasınız. Hiçbir senaristin aklına Marmaray'da sahne yazmak gelmez. Hiçbir yönetmenin orada çekim yapmak aklının ucundan bile geçmez. Çünkü Marmaray'da çekim için izin almak zor bir şeydir. "

Güven, yine havaalanlarında, Sultananmet Meydanı'nda, Nişantaşı'nda, Bağdat Caddesi'nde de çekim yapılamamasına aynı sorunların neden olduğunu, artık yapımcıların İstanbul dışında çekim yaptıklarını belirterek, bu neden Türk dizilerinin yalılarda ve ormanlık alanlarda çekildiğini anlattı.

"En büyük engel zabıtalar"

Yine trafikte de çekim yapmaya izin verilmediğini anlatan Güven, şöyle devam etti:

"Tenha yerler bulmak zorundasın. Bir kamu diplomasisi aracı olarak Türk dizilerinin en büyük engel bizim üretim sürecimizle alakalıdır. İstanbul usulü yaşam biçimi dizilerimizde yok. Bizim yaşam biçimimizi kültürümüzü anlatan diziler değil. Her yerde İstanbul'u marka yaratmak için toplantılar yapılıyor. Bizim elimizde o kadar büyük bir güç var ki. 800 milyon insan düzenli olarak Türk dizilerini izliyor dünyanın her yerinde. Büyükşehir Belediyesi, emniyet, ilçe belediyeler izin versin bir yıl içinde İstanbullu yaşam stili dünya markası olur. Önümüzdeki engel zabıta müdürlüğüdür. Yanlış anlaşılmasın onlar da emekçi insanlar."

Birol Güven, RTÜK'ün dizilerde trajedi, travma istemediğini, sıradan bir insanın hayatını izlettirmenin çok zor olduğunu vurgulayarak, RTÜK mevzuatına göre, bir dizide marka gözükebileceğini ancak aşırı vurgunun yasak olduğunu, bu alanda çalışanların da bu riske girmediğini anlattı.

Güven, sanatçıların, yönetmenlerin, senaristlerin yüzde yüz özgür bir ortamda kendi sezgileriyle ürettikleri ve çektikleri fimlerin kamu diplomasisi aracı olaracağına inandığını vurguladı.

Yönetmen Osman Sınav da dünyanın en etkili dilinin hikaye dili olduğunu ifade ederek, bütün kutsal kitaplarda Allah'ın insanlara hikaye diliyle hitap ettiğini, yaptıkları işlere hikaye dilinden bakılması gerektiğini anlattı.

Türk dizilerinin yurt dışında satılabilmesinin kendisi için bir hayal olduğunu dile getiren Sınav, "beş kuruş para etmez" denilen bir şeyin önemli bir noktaya ulaştığını söyledi. Sınav, ortak pazar yaratmada Türk dizilerinin sağladığı empatiden faydalanıldığını, ortak pazar üretmek, birlikte iş yapmak için de bir hikaye paylaşılması gerektiğini vurguladı.

Sınav, Türk dizilerinin en önemli pazarı Orta Doğu'nun kaybedilmek üzere olunduğunu belirterek, "Bu sanıyorum siyasi durumdan dolayı ama çözülmesi için gayret rica ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından ve ilgili diğer kurumlardan." dedi.

"Demokles'in kılıcı"

Dizi ve film yapımcısı Timur Savcı ise, 4-5 senedir Türk dizilerinin dünya piyasasında bir düşüş yaşadığını belirterek, bunun sebeplerinden birinin de RTÜK mevzuatı olduğunu söyledi.

Savcı, "Acaba şunu yaparsak ceza mı yeriz, kanal mı kapatılır gibi bir Demokles'in kılıcı var." diyerek, istenildiği kadar yeni fikirler düşünülsün, hayal kurulsun bir otokontrol mekanizmasının devreye girdiğini, senaristin elinin yazmaya gitmediğini söyledi.

Oyuncu Halit Ergenç de, Türk dizilerinde salt kültürü ve insanlığı anlatmak noktasına geri dönülmesi gerektiğini belirterek, çeşitliliğin ve kendini ifade edilmesinde rahatlık, özgürlük sağlanması gerektiğini söyledi.

Bu tür kısıtlamaların, yapımcılara, yazarlara ve yaratıcılara baskı devam etmesi durumunda Türkiye'nin dizi ihracatının 2 senede tamamen biteceğini ileri süren Ergenç, "Güzel bir kültürümüz var. Kendi öz duygularını ifade edebilecekleri rahat bir ortam sağlamak zorundayız. Üretim yapan insanların kendini özgür hissetmesi, rahatlıkla ifade edebilmesi lazım." dedi.

"2001'de dizileri satmak hayal bile değildi"

Yönetmen Zeynep Günay Tan, böyle bir çalıştayın düzenlenmesinin sektör adına umut verici olduğunu söyledi.

Tan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun tarafından dile getirilen Türk dizilerinin Batı Avrupa pazarında da yayınlanabilme hedefinin doğru adımlarla elbette gerçekleşebileceğini dile getirdi.

Yönetmen Ali Bilgin, dizi süreleri meselesinin çözülmesi ve daha adil reyting sistemi kurulmasıyla uzun vadede başarılı çalışmalar ortaya konabileceğini belirtti.

Yönetmen Onur Tan ise, Türk dizilerinin uluslararası pazarda gösterdiği başarının sinema alanda da görülmesini sağlayacak çalışmalar ortaya koymak gerektiğini ifade etti.

Tan, Türkiye'de üretilen dizilerin kamu diplomasisi aracı olarak kullanılmasının önemine işaret etti.

Senarist ve yapımcı Bahadır Özdener ise Türkiye'nin stratejik üretimlerle dünyada dev bir sinema ve televizyon üreticisi haline gelmesinin mümkün olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"2001'de dizileri satmak hayal bile değildi. Bugün bu fırsatımız var. Çünkü devletimizde bu irade var. Sektörde de bu tecrübe var. Sektörde de beka sorununun tam ortasındayız. ya yok olacağız ya var olacağız. Devletten iyi bir koordinasyon bekliyoruz. Çeşitli imtiyazlar da bekliyoruz. Burada nasıl bir Hollywood yaratılacağı konusu dar çalışma toplantılarında da özel olarak ele alınmalı."

Kaynak: AA

11 Mart 2019 Pazartesi 14:54

Yönetmen, İstanbul, Güncel