Kışanak'tan Kadınlara Çağrı

Bdp Eşbaşkanı Kışanak, 'Çözüm Projemiz Demokratik Özerklik'



"Bizler, demokratik özerkliği savunuyoruz. Bu bizim çözüm projemizdir. Türkiye'ye demokrasi getirecek, Kürt halkına da özgürlük getirecek bir projedir"

"Bizim mücadelemize, dileklerimize, temennilerimize yanıt veren bir ses var. İmralı'dan, Sayın Abdullah Öcalan'ın çabalarıyla ilan edilen bir ateşkes var. Haziran ayına kadar ilan edilmiş bir eylemsizlik kararı var. Biz kadınlar istiyoruz ki, bu süreç heba edilmesin"

"Haziran'da yeniden çatışmaların başlayabileceği bir sürece bırakmayalım. Eğer gençlere, bu ülkenin evlatlarına saygıları varsa, eğer o askere gönderdikleri gencecik, 20 yaşındaki, bu ülkenin yoksullarının çocuklarına saygıları varsa, bugün çözümü konuşma günüdür"

"Artık kimsenin evlatlarımızı ölüme göndermesine izin vermeyelim"

(Abdullah Öcalan'ın Hizbullah sanıklarının serbest kalmasına ilişkin değerlendirmesi) "Kendi değerlendirmesidir, o değerlendirme mutlaka kamuoyunda tartışılacaktır, konuşulacaktır. Ben partimizin değerlendirmesini ifade etmek istiyorum. Gerçekten durum, tam bir hukuk garabetidir"

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından Hakkı Başar Kapalı Spor Kulübü'nde BDP Kadın Meclisi Şöleni düzenlendi. Etkinliğe BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel katıldı.

KADINLARA ÇAĞRI

Kadın Meclisi Şöleni'nde konuşan Gültan Kışanak, kadınları birlik olmaya davet ederek, "Biz kadınlar 1 yıldır bir kampanya yürütüyoruz. Tecavüz kültürüne karşı mücadele yürütüyoruz. Tecavüz sadece kadın bedeni üzerinden tanımlanan birşey değildir. Tecavüz, kendisine ait olmayana el koymak, baskı kurmak, tahakküm etmek, egemenlik kurmaktır ve insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi var. Biz kadınlar bunun en fazla mağduruyuz. Bedenlerimize, kimliğimize, emeğimize hep el konuldu. Ama toplumlara da böyle yaklaşıldı" dedi.

ÇÖZÜM PROJEMİZ DEMOKRATİK ÖZERKLİK

Kışanak şunları dile getirdi: "Bugünlerde çözüm sürecinde Kürt halkının temsicileri kendi sözünü söyledi, çözüm perspektifini ortaya koydu. Bizler, demokratik özerkliği savunuyoruz. Bu bizim çözüm projemizdir. Türkiye'ye demokrasi getirecek, Kürt halkına da özgürlük getirecek bir projedir. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, demokratik özerklik bir çözümüdür. Kadın anlayışıyla, kadın bakış açısıyla üretilmiş bir çözümdür. Demokratik özerklik biz kadınların çözümüdür. Biz kadınlar, Türkiye'ye demokratik cumhuriyet, Kürt halkına da demokratik özerk Kürdistan vaad ediyoruz. Biz kadınlar, özgürlük ve eşitlik istiyoruz. İşte günlerdir, kamuoyunda çarpıtılmak istenen demokratik özerkliğin özü bu. Demokratik özerklik kadın dostudur, emek dostudur, çevre dostudur, ezilenlerin, sömürülenlerin sözünü söyleyeceği bir yönetimdir. Demokratik özerklik, bu ülkeye barışı getirebilecek tek çözüm önerisidir. Buna karşı savaş açanlar bizi çözümsüzlüğe mahkum etmek istiyorlar, herkes boyun eğsin istiyorlar."

DİLEKLERİMİZE YANIT VEREN BİR SES VAR

Kadınlar olarak Kürt sorununun artık barışçıl yollarla çözülmesini istediklerini söyleyen Kışanak, "Bizim mücadelemize, dileklerimize, temennilerimize yanıt veren bir ses var. İmralı'dan, Sayın Abdullah Öcalan'ın çabalarıyla ilan edilen bir ateşkes var. Haziran ayına kadar ilan edilmiş bir eylemsizlik kararı var. Biz kadınlar istiyoruz ki, bu süreç heba edilmesin. Biz kadınlar istiyoruz ki, ne konuşacaksak, bugün konuşalım, yarına bırakmayalım. O eylemlerin başlamasını önleyelim istiyoruz. Biz kadınlar, onun için susanlara ve bizi susturmak isteyenlere bir çağrı yapıyoruz. Eğer silahlar sussun diyorsanız, gelin hepimiz konuşalım, çözüm önerilerimizi söyleyelim. Bunu yarına, seçim sonrasına bırakmayalım, Haziran'da yeniden çatışmaların başlayabileceği bir sürece bırakmayalım. Eğer gençlere, bu ülkenin evlatlarına saygıları varsa, eğer o askere gönderdikleri gencecik, 20 yaşındaki, bu ülkenin yoksullarının çocuklarına saygıları varsa, bugün çözümü konuşma günüdür" diye konuştu. Tüm anaların elele vermesi çağrısı yapan Kışanak, "Artık kimsenin evlatlarımızı ölüme göndermesine izin vermeyelim" dedi.

SEÇİM BARAJI HALKIN İRADESİNE KARŞI BİR TECAVÜZ YASASIDIR

Kışanak, seçim barajına da değinerek, "Yüzde 10'luk seçim barajıyla, bir seçime daha gidiyoruz. Bu yüzde 10'luk seçim barajı halkın iradesine karşı yapılmış bir tecavüz yasasıdır" dedi.

Konuşmasında Abdullah Öcalan'ın ismini anınca yüzleri örtülü birkaç kişinin platforma çıkarak ellerindeki Öcalan posterlerini açması üzerine Kışanak, "Kadınlar, bu mücadelenin politik olarak temsilini yapma iradesine sahiptir. Kadınlar ne istediğini bilne ve istediğini söyleyebilecek güce ve örgütlülüğe sahiptir" dedi.

DURUM, TAM BİR HUKUK GARABETİDİR

Öte yandan Abdullah Öcalan'ın, Hizbullah davası sanıklarının tahliye edilmesine yönelik tepkisinin sorulunca Kışanak şunları dile getirdi: "Kendi değerlendirmesidir, o değerlendirme mutlaka kamuoyunda tartışılacaktır, konuşulacaktır. Ben partimizin değerlendirmesini ifade etmek istiyorum. Gerçekten durum, tam bir hukuk garabetidir. Bu ülkede bir basın açıklaması yaptı diye bir barış konferansında konuştu diye, haklarında 7-10 yıl hapis cezası verilmiş insanlar içeride yatıyor. Ortaya çıkan durum tam bir hukuk garabetidir ve AKP hükümetinin yaptığı yasal düzenlemelerin bir sonucudur. AKP hükümeti, 2004-2005-2006'da çıkardığı yasalarla bu ülkenin adalet sistemini tamamen altüst etmiştir. Bu ülkede hala devlet kaç tane faili meçhul cinayet işlendiğinin rakamını bile bilmiyor. Ülkedeki kayıpların sayısını bile bilmiyor. Bu ülkede yüzlerce kimsesiz mezarı var. Bu ülkede son olarak Mutki'de ortaya çıkan toplu mezar var. Bu ülkede onlarca, yüzlerce, binlerce insan katledildi. Bunun peşine düşmeyen bir devlet gerçeği var ve bunun karşılığında bu cinayetleri işlemiş kişilerin şuanda sokakta olması, özgürlüklerine kavuşması var. Bu tabiki herkesin vicdanını yaralıyor, kamu vicdanını, yakınlarını yitirenlerin vicdanını yaralıyor. Bu cinayetlerin mağduru olanlar bugün bundan dolayı adalet duygusu bir kat daha zedelenmiş durumda. Devletin bir an önce gerçekten hakikatleriyle yüzleşecek, gerçekleri ortaya çıkaracak, adalet duygusunu geliştirecek bir tutum alması lazım. Hukukun da buna hizmet etmesi lazım."

Katılımcılara Kürtçe seshitap eden Sevahir Bayındır da, İstanbul'un hiçbir milletin, inancın diyarı olmadığını dile getirdi.
09 Ocak 2011 Pazar 20:11

Güncel