Ligue 1 notları - 34. hafta

Paris Saint-Germain lanetli mi? Olabilir.

Paris Saint-Germain lanetli mi? Olabilir. Doğaüstü birtakım işlere girmeden olanları nasıl açıklayabiliriz? Bir bakalım. Birkaç kez bu notlarda da yazdı, PSG son sekizde Barça'ya elendiğinde Blaise Matuidi demişti ki, “Avrupa'nın büyüğü olmak için iyi oyuncular yetmez, sabır ve zaman lazım.” Ertesi sezon sonunda Laurent Blanc ve Matuidi'nin de içinde bulunduğu birçok kişiyi takımdan yollayıp yeniden yapılanmaya giden PSG yönetiminin Unai Emery hamlesi ilk sezonunda şampiyonluğun kaçmasıyla sonuçlanmıştı. Arada Neymar, Kylian Mbappe, Angel Di Maria ve bir sezon önce Nice'i tek başına üst sıralarda tutan Hatem Ben Arfa'nın gelişi Emery'nin elini güçlendirse de, Jardim yönetimindeki olağanüstü Monaco'ya geçilmişlerdi. Ben Arfa'nın kendisine danışılmadan transfer edildiğini savunan Emery'nin oyuncuya hemen hiç şans vermemesi, Ben Arfa'nın kariyer zirvesi yaptığı noktadan dibe çökmesine yol açtı. Ön tarafa dünya yıldızı transfer etmek için para saçan kulüp, savunma ve orta sahadaki gedikleri ise deniz kumuyla dolduruyor, Finansal Fair Play'den kaçmak için yıllardır pek top oynamayan Lass veya henüz üst seviyeye uygun olmadığını gösteren Thilo Kehrer gibi “FLOP” transferler yapıyordu. Thomas Tuchel'in Rabiot'yla bozuşması kırılma anı oldu. Marquinhos-Marco Veratti-Dani Alves üçlüsünü merkezde kullanan Tuchel, Ligue 1'e çok güçlü gelen ön tarafının ışıltısına aldandı ve karar maçları için her şey yeterli sandı. Sorun şu ki, takım aslında lideri Neymar'ın düşük kalibre rakiplere karşı takındığı küçümseyici tavrı kendine şiar edinmişti. Her sezon dört kupaya alışan PSG, bu sezon Lig Kupası ve Fransa Kupası'nı kaçırdı.
!!window.__es_gtm_helper.inject_ad('outstream','1459362070outstream', !!0, !!0, !!0)
-->
Üst taraf biraz ciddi oldu ama özet lazımdı. Şimdi benim anlamadığım bir şey var, Tuchel Dortmund döneminden de, bu sezon takımın oynadığı büyük maçlardaki saha içi gidişattan da hiç ders çıkarmadı sanıyorum. Djion'la oynadığınız bir maçta gördüğünüz tavır belki maçın skoru ve kolaylığı içerisinde çok dikkat çekmez ancak PSG bu sezon öne geçtiği Lyon, Bordeaux, Nantes, Guingamp, Manchester United, Rennes ve son olarak da Montpellier maçlarını kaybetti. Bu maçların sonucunda üç kupadan elendiler, bunun yanında Lille ve Lyon deplasmanlarında kaybettiler ki, zaten PSG'nin sorun yaşaması beklenen lig maçları olarak bu ikisini yazmak yeterli. Takımın öne geçişi sonrası yaşadığı konsantrasyon kaybından yola çıkacak olursak, PSG yalnızca gol ve galibiyetle motive olan, gol yediğinde çabuk çöken ve hatta rakip üstüne gelmeye başladığında da zırvalayan bir yapı. Karar anlarında -lig şampiyonluğunu ilan edecekleri haftada Lille'den 5 yiyip üstüne 2-0'dan verdikleri Nantes maçlarını da ekleyeyim- anlamsız bir kopuş yaşıyorlar. Tuchel çok yetenekli ve özellikle bu sezon PSG yapısında -biraz FFP çekincesi yüzünden- çok fazla şans bulması beklenmeyen altyapı oyuncularına da bolca şans verdi, ancak ilk sezon performansı affedilir gibi değil. Gelecek sezon saha içi çözülme durumunu sadece transferle çözemeyeceğini biliyordur diye düşünüyorum.



Muhabir:
Eski başkanına bir şey söylemek ister misin?



Ben Arfa:
Hiçbir zaman karşınızdaki rakibi küçümsememeniz gerekir, çünkü elbet bir gün daha güçlü bir şekilde geri dönecektir.

Rennes'e gelirsek, bu sezon Julien Stephane takımın başına geldikten sonra kupadaki yolları açılana kadar ligde de iyilerdi, kupa finalinde de çok erken geriye düşmelerine karşı bitmiş bir maç havası oluşmasına izin vermeyerek büyük bir iş de yaptılar. Özellikle Hatem Ben Arfa'yı çok iyi motive edip, “Aman kart görme!” uyarısını yatağının yanına asmış sanıyorum Stephane. Gelecek sezon Ismaila Sarr ve Ben Arfa'yı elde tutabilirlerse Londra'daki kötü elenmenin ötesine geçebilecek bir yapıları var. Edson Mexer kalp ben.

Corrine Diacre, Ligue 2'de Clermont'u çalıştırarak tarihte bir erkek takımının başına geçen ilk kadın teknik direktör olmuştu. Fransa'dan yine bir ilk geldi; Stephanie Frappart, Fransa'da bir erkekler ligi maçını yöneten ilk kadın hakem oldu. Alman Bibiana Steinhaus sonrası dünyada ikinci olması lazım. Keşke aksiyonu olan bir maça denk gelseydin Stephanie ama olsun.

Bakın Marsilya'nın acilen resetlenmesi lazım. Kapatıp açalım, belki düzelir. Dediler ki yönetim rezalet, sahibi de yönetimi de değişti. Dediler ki transfer lazım, sezon başında yapıldı. Dediler ki forvet yok o da şart, devre arası Mario Balotelli geldi. Sonuçta UEFA Avrupa Ligi bile kendilerine uzak görünmeye başladı. Hızlı oynayan takımlara karşı gerçekten çok zayıf yakalanıyorlar. Sağa sola iki pırpır koyup Velodrome deplasmanına çıkınca bir gol atmış olarak başlıyorsun bir başka deyişle.

Dakika 90+, Caleta-Car pas verecek, etrafına bakıyor ama bulamıyor, nereye atayım diye bağırıyor. Haklı. Düşünün ki Velodrome'da Marsilya 2-1 geride ve son 10 dakika. Şut çekememişler son 10 dakikada. Geldiğinden beri takımın attığı 20 golün 8'ine imza atan Balotelli'yi çıkarınca takım 9. sıraya düşüyor. Tam bir rezillik.

Sezon başından beri Jean Louis Gasset'yi övüyorum ama, yani onun bile Robert Beric'i adam etmesini beklemezdim. Ruffier'nin yine çıldırdığı bir başka maçta Toulouse'u yendiler. Bir de penaltı çıkardı Ruffier. Gerçi aktif Ligue 1 oyuncuları içinde 23'te 7 ile en fazla penaltı kaçıran adam olan Max Gradel neden hala penaltı atıyor pek anlayamıyorum ama olsun. Lyon'u çok severim, harikalar vesaire evet ama Saint-Etienne'in Şampiyonlar Ligi'ni hak ettiği çok açık. Ha bu arada, son 6 maçta 5 galibiyet ve 1 beraberlik. Sezon sonu festivali.

Yeni Zidane Youcef Atal mi? Tabii ki değil canım. Ama 1985'ten bu yana bir maçta üç gol atan ilk Cezayirli olmuş Ligue 1'de. Nice Guingamp'ı tokatladı. Sezon başında skor problemleri çok fazlaydı, onu da zamanla çözdü Patrick Vieira. Gelip formsuz Marsilya'nın dibine dayandılar. Sezonun bu döneminde 26 gol atmış olmaları hâlâ kabul edilebilir bir şey değil ama zor yenilmek, Fransa'da her zaman iş görür. Seneye topçu bir forvetle değişik işler yapabilir Patrick kaptan.

Hafta içinde Marsilya Başkanı dedi ki, “Ya bu uzaktan atılan golleri niye iki saymıyoruz biz?” Güldük eğlendik de, Marsilya'da sorun bu sanırım. Saçma sapan insanlar. Lille Teknik Direktörü Christophe Galtier de 5-0'lık Nimes galibiyetinden sonra “Ligue 1’de ceza sahası dışından en az gol yiyen takım olmamızın tek nedeni, Marsilya Başkanı'nın sözünü ettiği yeni kuralları şimdiden dikkate almamızdır.” diye maytap geçmiş. Hakkındır hocam da dikkat et Marsilya manyak dolu valla. Zeki'nin de gol attığı bir maç, müthiş bir dominasyon ve 5-0. Lille yeri gelince deplasman kontracısı, yeri gelince iç saha boğucusu. Nefes aldırmıyorlar ve bunu ilk 11'deki genç atletlere borçlular. Pepe, Lille adına bir sezonda 20 gole ulaşan ikinci oyuncu oldu. İlki kim mi? Eden Hazard. Papazlığı benzemez umarım. Zeki de bir yıl daha kalıp öyle giderse çok daha iyi olur onun için. Şampiyonlar Ligi'nde direkt oynamak çok keyifli bir tecrübe olur kendi adına.

"Fuck Off"un Kırmızı Kart Olduğunu Bilmeyenler Derneği Bordo Şubesi Başkanı Vukasin Jovanoviç'in gördüğü kırmızı kart sayesinde Bordo'yu 3-2 yenen Lyon'u kutluyorum. Bir şekilde kendilerini Şampiyonlar Ligi'ne atabilir gibi duruyorlar sürpriz olmazsa ancak Nabil Fekir, Memphis Depay ve Houssem Aouar'ın gideceği, hocanın yerine de başta Laurent Blanc olmak üzere "Mou" veya başka birinin gelebileceği konuşuluyor. Bu kadar kan değişikliğini başkan Jean-Michel Aulas bile idare edemez galiba. Moussa Dembele de az oynuyor ama 2019'da dokuz golü var. Şüphelerim hâlâ var ama iyi golcü olacak gibi. Sakarlığı atması lazım.

Kaynak: EuroSport.com

03 Mayıs 2019 Cuma 02:23

Marsilya, Spor
YORUMLAR