Ligue 1 notları #8

Baktım. Neymar PSG'ye geldiğinden beri PSG'nin oynadığı maçların yarısından fazlasında forma giyememiş.

Baktım. Neymar PSG'ye geldiğinden beri PSG'nin oynadığı maçların yarısından fazlasında forma giyememiş. Onun yokluğu faktör, olmaması felaket değil çünkü Mbappe ve Di Maria her zaman yeterli. Ancak koskoca PSG'nin kendisine Al Rayyan muamelesi yapılmasını nasıl kaldırabildiğini çok anlamadım.

PSG bir iyi bir kötü. Evet, zamanla Twitter'dan siz de söylüyorsunuz, “Tuchel bu kadar rotasyon manyağı olmasa daha iyi olacak” diye, ki haklısınız. Rotasyon ve eksikler PSG'nin üst üste üç maç iyi oynayamamasına sebebiyet veriyor hemen hemen. Nice ve Marsilya'ya dört atan takım, öne geçip Dijon'a yenildi, sonra Diagne'nin penaltı kaçırması sayesinde Brugge'ü 1-0 yenebildi. Şimdi ne oldu bu üç haftalık periyotta da dört maç birbirinden bu kadar farklı? Ben söyleyeyim, dördünde de farklı orta saha var. Bakıyorsun Paredes-Gana oynuyor, ertesi maça bir geliyorsun Gana-Marquinhos-Verratti oynuyor, sonra bir bakıyorsun Bernat orta sahanın solunda falan... Tuchel abim, şampiyonluğu kaybetmezsin, Şampiyonlar Ligi'nde de kolay gruptasın falan da, ileride harcarlar, üzülürsün.

Not: PSG'nin Tuchel yönetiminde öne geçip verdiği sekizinci maç son iki sezonda. Emery döneminde bile – bak Emery diyorum – bu sayı bir. Ha tabii efsanevi şekilde kaybedilen Barça eşleşmesi yeter Emery'ye.

Dijon'u yenemeyince deliren Lyon taraftarı Rudi Garcia'yı sevmek zorunda kalabilir. Zamanında Aulas'ın Garcia'ya, Garcia'nın da yaptığı gaflarla Lyon'a salladığı bir ortamda kesinlikle iyi başlaması lazımdı hocanın, Bad Gones cephesinden dayak yememesi için. Atıyor yiyor, maçları kazanıyor bir şekilde. Kombouare hoca geldikten sonra top oynamaya başlayan bir Toulouse deplasmanından 90'da Memphis'in hayvanlığıyla çıktılar, üstüne bir de Aouar'un “manyifik” oyunuyla Benfica'yı yendiler. Savunma işi çok parlak değil ama takımın gözü gol görüyor, bu iyi. Hücumcuların kendine güveni gelmiş. Neydi o Sylvinho'yla yatan, anlamsız, bomboş ön dörtlü. Önündeki beş maç çok feci Lyon'un. Marsilya maçında Rudi Garcia'nın stresten egzama çıkarmaması, Nice'in sürpriz bir galibiyet almamasını sağlamaları, Zenit deplasmanından yenilmeden çıkmaları, Laurey'den dayak yememeleri ve Lille'den kaçabilmeleri lazım. Ateşten gömlek.

Marsilya inanılmaz ortalama bir peformansla bi’ şekilde kendini ilk dörde attı gene Lille'i yenerek. Bu arada maçtan bahsetmiyorum. Komple ortalama adamlar. Olumlu istatistiklerin hiçbirinde ilk altıda bile değiller, bırakın ilk dördü falan ama takım -2 averajla kendini Şampiyonlar Ligi yarışında tutuyor. Benedetto'nun durması büyük faktör tabii burada, ki kendisi son yedi maçta sadece bir gol atabildi. Ancak ön taraf komple durdu. Onların da en büyük sıkıntısı Thauvin, Payet, Strootman gibi bütün iskelet oyuncuların müzmin sakata dönmesi. Yani bir maç Kamara merkezde, bir maç Strootman merkezde olunca, iki oyun aynı olmuyor malum. Fakat ben gene de henüz Villas Boas'ın amacını çözebilmiş değilim. 12 hafta oldu. Ne oynatıyorsun hocam?

Lille'e gelecek olursak, hoca nihayet Yusuf'u biraz daha kendini rahat hissedebileceği bir rolde oynatmaya başladı. Sağa kitlemek yerine merkezden top çıkaran, daha çok dolaşan ve önceliği top kazanmak değil, kazanılanı değerlendirmek olan bir rol verdi Yusuf’a. Tamam asistler duran toptan olabilir. Ama sürekli top kaptıran, kovalarken yavaş kalan ve top çıkarmaya hali kalmayan Yusuf gitti, özgüveni yüksek biri geldi. Lille'in Valencia mağlubiyetiyle birlikte Şampiyonlar Ligi işi yattı, komple lige dönecekler. Bence rotasyonu henüz genişlememiş bir takım için – özellikle savunmadan bahsediyorum – iyi haber bu. Bir kez daha Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmeleri mümkün Lyon'un ve Marsilya'nın bu haliyle. Monaco da yetişemiyor henüz, tek kulvar iyi gibi.

Stephane Moulin hocam döktürmeye devam ediyor. Hocanın merkezi öyle bir kalıp ki, Thomas-Santamaria-Fulgini-Mangani... Koy kenarlarına birkaç tane adam, 1-0'ın üstüne yatsın. Strasbourg'a da üzülmemek mümkün değil ama ben bu Lala işini anlamadım sevgili Laurey. Satsaydınız ya madem :(

In Claude Puel we believe.” Hoca geldiğinden beri Bouanga iki gol bir asist. Beş haftada 12 gol atarak maça gelen Jardim'e kaliteli tokat attılar. Çok iyi bir kalecisi, çok iyi bir savunma üçlüsü– hatta rotasyonlu yani, sadece üçkişi değil – olduğunu biliyor Puel, öne de yaratsın diye Boudebouz, koşsun diye Bouanga, kafa karıştırsın diye Hamouma veya Khazri'yi atıyor. Hadi siz takılın diyor. Bence Gasset'nin yöntemi gibi bayağı sonuca odaklı ve başarılı bir pragmatizm. Monaco'yla ilgili şunu söyleyeyim, hani oynuyorsanız bu takıma bahis yapmayın abi.

Nice Reims'ı, Bordeaux ise Nantes'ı 2-0 yendi. Gourcuff'un takıma geldiği andaki etki yavaştan dağılırken, Vieira'nın isminin Arsenal'la geçmesi içimi bir hoş etmiyor değil.


Brest PSG karşısında direnir mi, emin değilim. Maç saati hayvan gibi Breton yağmuru varmış. Dijon da PSG'yi yenen küçük takım lanetine çarpılacaktır. NantesSt Etienne maçı kabus gibi geçebilecekken, Marsilya – Lyon maçının gol ve sosyal medyaya malzeme vaadetmesi muhtemel. Sakai yokken Sarr beke çekilecekse Lyon'un alması daha muhtemel.

Kaynak: EuroSport.com

08 Kasım 2019 Cuma 20:13

Marsilya, Lyon, Spor
YORUMLAR