'Malazgirt Zaferi, Büyük Bir Coğrafyanın ve Birçok Milletin Kaderini Tayin Etti'

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Savaş Eğilmez, Malazgirt Zaferi'nin büyük bir coğrafyanın ve birçok milletin kaderini tayin ettiğini söyledi.

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Malazgirt Zaferi'nin büyük bir coğrafyanın ve birçok milletin kaderini tayin ettiğini söyledi.

Bizans İmparatoru Diyojen'in ordusuna çok güvendiğini ifade eden Eğilmez, "1071'de Şii-Fatımi Devleti'nin, İslam ülkeleri ve Abbasi Halifeliği için tehlike arz etmesi üzerine, Mısır Seferi'ne çıkan Selçuklu Sultanı, Suriye'de bulunuyordu. Türklerin Suriye topraklarındaki harekatını haber alan Bizans İmparatoru Diyojen, doğuya hareket etti. Hareketinden önce verdiği nutukta azmini şöyle belirtiyordu: 'Doğu hudutlarımızda büyük bir İslam tehlikesi belirmiştir. Bu tehlikeyi büyümeden ortadan kaldırmalıyız ve ben bu tehlikeyi kesin olarak kaldırmaya gidiyorum.' Romen Diyojen, komutasında bulunan 200 binden fazla bir askerle, 13 Mart 1071'de İstanbul'dan Anadolu'ya geçti. Sivas'a gelen Diyojen, bu bölgedeki Ermeni Prensleri ile ahalisini, katletti. Ermenilerin mallarını askerlerine yağma ettirdi. İmparator, yalnız Anadolu'yu elinde bulundurmak ve Türkleri yok etmek değil, bütün İslam ülkelerini de almaya karar vermişti." dedi.

"Bizans ordusunun doğuya hareketini haber alan Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan, Mısır Seferinden vazgeçti." diyen Yrd. Doç. Dr. Eğilmez, Alparslan'ın Bizans ile büyük bir savaşa gireceğini, Bağdat'taki Abbasi halifesine bildirdiğini daha sonra savaş hazırlıklarına başlandığını kaydetti.

Zaferle birlikte Anadolu'nun tapusunun Türklerin eline geçtiğini hatırlatan Eğilmez, konuşmasına şöyle devam etti: "İslam ile müşerref olan Türklerin açık denizlere ulaşmaları Selçuklular zamanıdır. ve Malazgirt Savaşı bu genişlemede çok önemli ve kilit noktalardan biridir. Sadece Türk tarihine değil, İslam ve dünya tarihine de yön vermiştir. Bu zaferle kendini iyice sağlama alan Selçuklu Türkleri, İslam sınırlarını genişletmekle yetinmemiş, kültür ve medeniyet alanında kurdukları külliyelere ve sosyal müesseselerle, geliştirdikleri hastaneler ve tedavi şekilleriyle, kervansarayları ve ticaret sistemleriyle ve açtıkları Nizamiye medreseleriyle, İslamiyeti bir muhafaza içine almışlar ve dünya tarihinde mümtaz bir yere ulaşmışlardır."
26 Ağustos 2013 Pazartesi 11:26

Atatürk Üniversitesi, Savaş Eğilmez, Malazgirt, Politika, Güncel