Mardin'deki Sempozyumda Bediüzzaman'ın Fikirlerinin Önemi Vurgulandı

Mardin Artuklu Üniversitesi'nde 3 gündür devam eden Bediüzzaman'ın Kürt reçetesi konulu sempozyumun son oturumunda anayasa ve Kürt meselesi tartışıldı.

Mardin Artuklu Üniversitesi'nde 3 gündür devam eden Bediüzzaman'ın Kürt reçetesi konulu sempozyumun son oturumunda anayasa ve Kürt meselesi tartışıldı.

Üniversitenin konferans salonunda düzenlenen sempozyuma Rektör Prof. Dr Serdar Bedii Omay, Bediüzzaman Sait Nursi'in talebeleri ile akademisyenler, gazeteciler ve vatandaşlar katıldı. Sempozyumun oturum başkanlığını Akademi Araştırma Vakfı Başkanı Prof. Dr . Gürbüz Aksoy yaptı.

Sempozyumda bir konuşma yapan gazeteci yazar M. Ali Bulut, "Kemalizm yerli bir yaklaşım değildir. Bir tür Ergenekon yapılanmasıdır. Hepimiz birlikte Sevr sıra dağları ile çevrilmiş o ağıla sokulmuşuz. Her birimiz değişik ikna odalarında birbirimize karşı kışkırtılmış ve güven bunalımına uğratılmışız." dedi. Bediüzzaman Said Nursi'nin özelde Münazarat, genelde Risale-i Nur ile cesim bir hadiseyi tamir eden bir müceddid olduğunu vurgulayan M. Ali Bulut, şöyle devam etti: "Onu bir kavmin milliyetçisi veya sosyal dokusu bozulmuş bir toplumun tamircisi, yahut sıradan bir İslam alimcisi saymak cidden haksızlık olurdu. Bediüzzaman tevhit inancının yeniden ihyası noktasında kitap ehlinden insanlara bile yüreğini uzatırken İslam ailesi içinde hal ayrılıklarının olması anlaşılır değildir. Ben bu sempozyumda Ermeniler'le dostluktan tutun, Şii, Sünni meselelerinin yeni açılımlarına, Alevilere olan yaklaşımlarına kadar birlik çatısı içerisinde pek çok mesele incelensin diyorum."

Sempozyumun, yükselen Kürt milliyetçiliğinin meşruiyet arama zemini olmasından korktuğunu ifade eden Bulut, "Bediüzzaman, hiçbir zaman Kürt'ten arınmış bir Türk istikbali, Türk'ten arınmış bir Kürt geleceği tasarlamamıştır. O her ikisini de birlikte düşünmüştür. İkisinin selameti ve huzuru esastır. Biri birinden tefrik edilemez. Sizi temin ederim ki Türk mutsuzsa Kürt mustariptir. Kürt mutlu olmadan da Türk mutlu olamıyor. Bunu tecrübe ile sabit yaşayarak gördük." diye konuştu.

DEĞER: TÜRKLER BİRAZ DAHA MÜSAMAHA GÖSTERİLMELİ

Sempozyumun düzenlenmesinde önayak olan işadamı Mehmet Emin Değer, sempozyum davetiyesini vermek üzere gittiği bir aşiret liderinin kendisine 'Said-i Nursi mi, Said-i Kürdi mi?' diye soru sorduğunu hatırlattı. Üstad Bediüzzaman'ın bütün kökenlerin ortak zenginliği olduğunu söyleyen Değer, konuşmasını şöyle sürdürdü: "O hem Said-i Nursi'dir, hem Said-i Kürdi'dir, hem Said-i Arabi'dir hem de Said-i Farisidir. O hepimizin ortak zenginliğidir. Ben buradan Türk kardeşlerime seslenmek istiyorum. İster Doğu ve Güneydoğu'da ister İslami kimliğiyle, ister İslam dışı kimliğiyle konuşan ve bazen de ölçüyü biraz kaçıranlara nazar-ı müsamahayla yaklaşmalarını rica ediyorum. Çünkü yaralıdırlar, bir asırdır yaralıdırlar. Haksızlığa maruz kalmışlardır, bunu açık ve net söylüyorum. Türklerin de Arapların da Farisilerin da tarih boyunca Kürtlere bir borcu vardır. Neden borçları vardır? Çünkü bin senedir bu unsurlara katkıları vardır. Fazla bir şey de talep etmemişler. Bir asırdır bir şey talep ettikleri için zulüm görüyorlar, bunun için de müsamahayla bakmalarını rica ediyorum." diye konuştu

"ANAYASADA YOL HARİTASI BELİRLENMELİDİR"

Yeni anayasanın Türkiye halkaları için çok önemli olduğunu belirten Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Türkiye'deki sorunun çözümünün, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden ödün vermeden çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Bağlı, "İki temel sorun vardır. Farklılıkları tanımlamak ve bu farklılıkların birlikte yaşamalarını sağlayacak bir formülü bulup uygulayabilmektir." dedi.

"80 YILDIR MİLLİYETÇİ TORTULARLA BURAYA KADAR GELDİK"

Konuşmasına Suriye'de yaşanan katliamları kınayarak başlayan Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Dr. Levent Bilgi, "Risale-i Nur'un bize öğrettiği çok güzel bir şey vardır. Biz talebeyiz. Birbirimizden öğreneceğimiz çok güzel şeyler var. Bu anlamda bu toplantıyı önemsiyorum. Bu toplantıyı birlikte düşünerek doğruyu arama toplantısı olarak algılıyorum. Aynı zamanda Nurcuların Kürt konusuyla yüzleşmesi toplantısıdır. Aslında bu toplantı ezber bozma toplantısıdır. 100 yıl önce Münazarat'ta bu ezberler bozulmuştur. Ama maalesef 80 yıldır milliyetçi tortularla buraya kadar geldik. Kemalizmin tortusu ile geldik. Ulus devletin tortuları ile geldik. Ama şu toplantı ile şunu gördük biraz da Risale-i Nur okuyan insanlar insaf sahibidir. Hakkın yanındadır, doğruyu gördüğünde biz sabreden insanlarız. Bu anlamda da ben öğrencilerime şunu söylüyorum: Evet bizim ırkımızdan gelen Türk olan millet size zulmetmişse özür borcumuz vardır. Bu konuda ben sizden özür diliyorum."

Sempozyum sonunda katılımcılara üzerinde Bediüzzaman Said Nursi'nin fotoğrafının basılı olduğu birer plaket verildi. Daha sonra katılımcılarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.

Kaynak: CHA

08 Nisan 2012 Pazar 17:53

Artuklu Üniversitesi, Mardin, Risale İ Nur, Bediüzzaman Said Nursi, Politika, Güncel