Memur-Sen'den '5. Kadın Komisyonları Türkiye Buluşması'

Memur-Sen tarafından '5. Kadın Komisyonları Türkiye Buluşması' düzenlendi.

Memur-Sen tarafından "5. Kadın Komisyonları Türkiye Buluşması" düzenlendi. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Aileyi korumak kadının iş yaşamı ile ev arasındaki uyumu kurmaktan geçiyor" dedi.
Kadınların Türkiye'nin gelişiminde ve ilerlemesinde çok önemli bir yere sahip olduğunun vurgulandığı toplantıda, çalışan kadınların da haklarının genişletilmesi için çalışmalar yapılacağı açıklandı. 450 bine varan üye sayısıyla Türkiye'nin en büyük sendikası olan Eğitim-Bir-Sen'in 185 bin üyesinin kadınlardan oluştuğunu kaydeden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Ülkemizdeki örgütlü yapılar içerisinde kadın potansiyeli ve kapasitesi açısından son derece önemli bir oran. Ülkenin kadın örgütlenmesi noktasında çok önemli bir görev üstleniyorsunuz" ifadelerini kullandı.
"Sadece Türkiye'nin değil dünyanın umudu olan bir teşkilatız"
Yalçın, teşkilat içindeki kadın sayısının artırılması noktasında kadın üyelerin omuzlarında çok ciddi bir sorumluluk olduğunu belirterek, atanan kadın eğitimci sayısının giderek arttığını vurguladı. Bu nedenle kadın üyelerin sorumlulukların daha da arttığına dikkat çeken Yalçın, "10 yıl sonrasını düşündüğümüzde belki yüzde 65'in üzerine çıkacak bir kadın oranı olacak eğitim, öğretim, birim hizmetinde kolunda. Atamalar incelendiğinde kadın eğitimci çalışan sayısı her atamada daha çok artıyor. Bu sizlere bir sorumluluk yüklüyor. Sizlerin kenara çekilip bu işi birileri yapsın deme lüksünüz yok. 15 Mayıs'a kadar seferberlik ruhuyla bu sayıyı daha da yukarı çekmek için çok çalışacağınızı biliyorum. Kadın teşkilatları olarak sizlerin sadece bulunduğunuz alanların sorumlusu olarak kendinizi konumlandırmış olmanız, bu anlamda bir hukuksuz duruş olabilir. Onun için hedefi büyük tutmak zorundayız. Kendinizi asla hafife almayın. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın umudu olan bir teşkilatız. Rehavet yok, durmak yok. Rehavet demek, felaket demektir. Bu nedenle eğitim çalışmaları teşkilatımızın kendi içinde yapacağı çalışmaları son derece önemlidir. Dünü anlamanın, bugünü değerli kılmanın, muhteşem bir yarını birlikte kurmanın yolu bu hazineye sahip çıkmaktan geçiyor. Sıradan bir teşkilat değiliz. Değerler üzerinden sendikacılık yapıyoruz. Bizim sendikacılığımız diğerlerine göre sendikacılık değil, değerlerine göre sendikacılık. Bizim bu ülkeye, millete, insanlığa, tarihe dair verilmiş sözümüz var. Öğrenme yolculuğumuzu asla ihmal etmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
"Umudu olmayan asla umut olamaz"
Dünyanın her yerinde zulüm gören kadınların sesi olmak ve eşitsizliğe karşı yürüyüş yaptıklarını belirterek gerçekleştirdikleri Vicdan Hareketinden bahseden Yalçın, şunları kaydetti:
"İnsanın kimliğine, kişiliğine, dinine, başının açık kapalı olduğuna hiçbir detayına bakılmaksızın bütün insan bir ve beraber görülsün. Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanlar olarak bizim derilerimizin rengi farklı olabilir, ama terimizin rengi aynı. Biz bir emek örgütüyüz. Hayata bakış açımız farklı olabilir, farklı inanışların insanları olabiliriz ama yaşadığımız acılar aynı. O yüzden ötekileştirmeden, kucaklayarak insanlığın hep beraber hareket edilerek vicdanlarda yükseltilmesi gerekiyor. Bu teşkilatın bu anlamda sorumluluğu fazla. Bir yanımızda Suriye, bir yanımızda Doğu Türkistan, bir tarafta Mısır, Yemen, diğer tarafta Keşmir, Filistin, Arakan. İslam coğrafyasının her yeri açlık ve insanlık dışı tablolarla yara bere içinde. Bu yüzden biz bu yaraları sarmak, savaşları bitirmek, insanlığa umut olmak için teni ufuklardan yeni umutlar diyoruz. Umudu olmayan asla umut olamaz. İsmi Anadolu olan bir coğrafyada analığı aşağılayan, aileye kast eden kim olursa karşısında bizi bulur. Bu zihniyete karşı örgütlü gücümüzle mücadele etmek boynumuzun borcudur. Özellikle de siz kadın teşkilatımızın borcudur. O nedenle yaptığımız bu eğitimler çok önemli. Kadınları ayrıştırmadan, hepsini beraber kabullenen bakış açısıyla hareket ediyoruz."
"Aileyi korumak kadının iş yaşamı ile ev arasındaki uyumu kurmaktan geçiyor"
Çalışma hayatına giden yolda bir engele dönüştürülen lise ve üniversitelerde başörtüsü yasağı ve katsayının kaldırılmasında aktif mücadelelerde bulunduklarını açıklayan Yalçın, "Doğum izninin yasal bir zemine kavuşması, erkek memura verilen 3 günlük babalık izin hakkının 10 güne çıkarılması, kreş hizmetinin sunulması konusunda 4. Toplu Sözleşmede bir mutabakatın sağlanması, çocuklar için verilen aile yardımı ödeneğinin en az yüzde 40, engelli çocuklar için yüzde 50 artırımlı olarak ödenmesi gibi kazanımlar elde ettik. Aileyi korumak, kadının iş yaşamı ile ev arasındaki uyumu kurmaktan geçiyor. Kadının çalışma koşullarını aile gerçeğini dikkate alarak düzenleme durumundayız. Fiziksel ve psikolojik yorgunluk, mobbing ve şiddet, çalışma ortamında huzursuzluk, çalışma saatlerinin aile hayatını dikkate alarak düzenlenmemesi, iş yerlerinde kreş olmaması gibi zorluklar kadınların muhatap olduğu ve aileyi olumsuz etkileyen meseleler olarak önümüzde duruyor" dedi.
"İş ve aile uyumunu sağlayacak sosyal politikaların geliştirilmesine ilişkin kazanımlar üretmeye devam edeceğiz"
Yalçın, aile ve iş hayatının uyumlaştırılması meselesinin kendileri için önemli bir sorumluluk alanı olduğunun altını çizerek, bu uyumu sağlamadıkları müddetçe aileyi korumanın mümkün olmadığını belirtti. Kadınların çalışma hayatlarındaki problemlerin giderilmesi için yeni çalışmalara imza atacaklarını dile getiren Yalçın, "2013 yılında Kadın İstihdam Paketinin açıklanması, ardından 'Türkiye'nin Demografik Dönüşümü ve Dinamik Nüfus Yapısını Korumaya Yönelik Yeni Nüfus ve Aile Politikası' kapsamında, iş ve aile hayatını uyumlaştırmaya dönük kapsamlı düzenlemeler yapılmasında mücadelemizin, talep ve tekliflerimizin etkisi yadsınamaz. Sağlıklı ve yeterli düzenlemeler yapılmadığı takdirde kadınlar ya çocuk sahibi olmayı erteleme veya tümüyle vazgeçmek ya da işlerine ara vermek veya işten ayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Doğum izninin yasal statüye kavuşturulması için büyük mücadele verdik ama yeterli değil. Annenin süt izninin de ikinci altı ay için de 3 saat olması aileyi korumak açısında son derece önemlidir. O halde iş ve aile uyumunu sağlayacak sosyal politikaların geliştirilmesine ilişkin kazanımlar üretmeye devam edeceğiz. İşçiler ebeveynler için yarı zamanlı çalışma hakkından çıkarılan yönetmelikle 2016'dan beri istifade edebiliyorken, kamu görevlileri, ilgili yönetmelik hala çıkarılmadığı için henüz bu haktan faydalanamıyorlar. Bu bağlamda memurlar için de alt mevzuat hükmü bir an önce çıkarılmalıdır. Biz, esnek istihdama karşıyız ama aile kurumu için gerekli durumlarda esnek mesai uygulamasına karşı değiliz. Yol uzun, çetin ve meşakkatli ama bir o kadar da zorunlu, huzurlu ve hayırlıdır. Bu yola birlikte çıktık, kadın erkek demeden birlikte yürüyeceğiz. Kat edilecek mesafeler, elde edilecek kazanımlar, el uzatılacak mazlumlar ve mağdurlar, sesimizin ve sözümüzün ulaştırılacağı ülkeler, kıtalar bizleri bekliyor" açıklamalarında bulundu.
Programa Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve komisyon üyesi kadınlar da katıldı. - ANKARA

Kaynak: İHA

09 Mart 2019 Cumartesi 14:45

Türkiye, Memur Sen, Güncel