Mesut Özil Onların Kafalarındaki 'İyi Türk' Tanımına Uymuyor

AK Parti İstanbul Milletvekili ve AKPM Türk Grubu Üyesi Mustafa Yeneroğlu, Almanya'da Müslümanların tehdit olarak görülmeye başlandığı bir sürecin yaşandığını, 'bu insanların eritilmesi' düşüncesinin ise gittikçe yaygın bir kanaate dönüştüğünü söyledi.

AK Parti İstanbul Milletvekili ve AKPM Türk Grubu Üyesi Mustafa Yeneroğlu, Almanya'da Müslümanların tehdit olarak görülmeye başlandığı bir sürecin yaşandığını, 'bu insanların eritilmesi' düşüncesinin ise gittikçe yaygın bir kanaate dönüştüğünü söyledi. Almanya'da son yıllarda ırkçılık söyleminin orta ve üst sınıflar arasında yükselen bir trende dönüştüğüne vurgu yapan Yeneroğlu, şöyle devam etti:
"Almanya'da yaşayan Müslümanların, özellikle de Türklerin, yerli topluma kıyasla sahip oldukları sözde eksiklikler nedeniyle Alman ulus devleti içerisinde uzun vadede tehdit oluşturdukları ve dolayısıyla eritilmesi gerektiği kanaatinin belirgin olduğu bir sürece şahit oluyoruz. Bu kanaatte olan toplum mühendisleri söz konusu eritme sürecinin gerçekleşmemesi durumunda farklı bir etnik kimliğin varlığını sürdüreceği sorunlu bir durumla karşı karşıya kalacaklarını, homojen varsaydıkları Alman ulusunun yabancılaşacağı vehmini yaşıyorlar.
Bu eğilim Almanya'da emniyet güçlerinde ve istihbarat teşkilatlarında çok güçlü bir kanaattir. Bu yaklaşımın temelinde de Almanya'nın bir ulus toplum olduğu yatıyor. Dolayısıyla ulus toplum içerisinde farklı etnik grupların uzun vadede varlık göstermemesi ve sosyal sorunlar üretmemesi için eritilmesi gerekiyor. Aksi takdirde var sayılan homojen toplumun zarar göreceği yönünde köklü bir düşünce var. Temel sorun da bu zaten."
MURAT DAHA KÖTÜ NOT ALIYOR
"Örneğin bir göçmen tuvalet temizlerse yerliler bundan rahatsızlık duymaz ama aynı göçmen üst düzey bir işte çalışırsa birçok ortamda ona kuşkuyla bakılır. Kişiler, 'O kişinin bunu hak etmesi mümkün değil nasıl oldu da bu konuma geldi?' önyargısından beslenir. Yine mesela Müslümanlarla ilgili başörtülü bir hanımın tuvalet temizlemesinden, hizmetçilik yapmasından kimse rahatsızlık duymaz. 'Bu böyle olmalıdır' diye düşünürler ama bu başörtülü hanım kamusal alanda kendisini ifade ediyorsa o zaman ötekileştirilir, kuşkuyla yaklaşılır, dışlanır ve hakime örneğinde olduğu gibi reddedilir. Güncel bir örnek olması açısından bugün çıkan bir habere değinmek istiyorum: Almanya'da yeni yayınlanan bir araştırma sonucuna göre adı Murat olan bir Türk öğrenci, aynı hataları yapsa dahi Hans'a kıyasla daha kötü not alıyor. Yani Türk öğrenciler sınavlarda ayrımcılığa maruz kalıyor."
ALTINDA ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI YATIYOR
Mustafa Yeneroğlu, Mesut Özil'in maçtaki performansı nedeniyle eleştirilmediğini ırkçılık söylemini rahatça dile getiremeyen çevrelerin bunu fırsata çevirdiğinin altını çizdi. Almanların, Türk, Müslüman ve Erdoğan karşıtı retoriğini Mesut Özil olayı ile bir kez daha yinelediğini anlatan Yeneroğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Özil'in performansı eleştirilseydi hiç kimse bir şey demezdi. Fakat mesele bu değil. Burada Mesut Özil'e birileri fena bir şekilde takmış ve adeta onu bertaraf etmek için fırsat kolluyorlardı. Bu fırsat kollama sürecinde de birçok kişi normal şartlarda ifade edemeyeceği ırkçılık söylemini dile getirmek için bunu fırsat bildi. Özil hakkında yürütülen tartışmaların onlara meşruiyet alanı sunduğunu düşünüyorlar. Zaten orta sınıfta, üst sınıfta ırkçılık bu şekilde kendini ifade eder. Almanya'da dazlaklar sokağa çıktığı zaman o dazlakların iki-üç mislisi katında sivil toplum sokağa çıkıp tepkisini gösteriyordu, onlara fırsat vermiyordu. Artık öyle bir noktaya gelindi ki birçok Avrupa ülkesinde İslam düşmanlığı, özellikle Türk düşmanlığı artık orta sınıfın doğal kültürüne dönüştü. Özil'e yapılan bunun en somut örneği. Irkçı Almanlar, Türk-İslam ve Erdoğan düşmanlığını, Özil üzerinden bir kez daha ortaya koydu."
İTALYANLARA İSPANYOLLARA YOK
"Türkiye düşmanlığını noktasında çok farklı ideolojik kutuplar ortak noktada buluşabiliyorlar. Buradaki temel mesele, ırkçılığın ötesinde ayrı bir şekilde ele alınması gereken Türk düşmanlığı. Şu an orada İtalyanlarla veya İspanyollarla ilgili bir düşmanlık yok. Özellikle Türklere yönelik düşmanca bir yaklaşım var. Erdoğan'ın duruşuyla, kişiliğiyle, yaklaşımlarıyla, meydan okumalarıyla ve bunların Türklerden beklediği; haddini bilen, istedikleri gibi olan, buyruklarından çıkmayan Türk imgesiyle çeliştiği için düşmanlık onun üzerinde yoğunlaşıyor."
TANIMADIĞIMIZ BİR ADAM DEĞİL
"Onlara göre iyi Türk, geçmişine hakaret eden ve Türkiye Cumhurbaşkanına kaçınılmaz bir biçimde karşı çıkan kişi olmalı. Onlara göre o Alman ise Alman değerlerini taşımalı. Mesut Özil Alman Futbol Federasyonu Başkanı'nın çoğulcu yani yeni Almanya'yı temsil edemeyeceğini, çok güzel bir şekilde ifade etti. Özil bunu Alman Futbol Federasyonu'na üye olan insanların takriben yüzde 20'sinin göç kökeni olduğu gerçeğini bilerek söylüyor.
Alman Futbol Federasyonu Başkanı tanımadığımız bir adam değil. Muhafazakar Hıristiyan Demokrat Parti'nin daha sağ kenarlarında dolaşan, siyasette aktif olduğu zamanlarda çifte vatandaşlığa karşı çıkmış, özellikle çok kültürlü toplum kavramlarına şiddetle karşı çıkan bir kişi. Bu kişiye Özil yerinde bir cevap veriyor. Tam da biraz önce söylediğim hususlara örneklik teşkil eden bir durum. Birileri fırsat yakaladıkça kan kusuyor."
BİRİ ÇIKIP DA SORMUYOR...
"Almanya'nın Gıda ve Tarım Bakanı aynı zaman da Şansölye Angela Merkel'in partideki genel başkan yardımcısı olan kişi çıkıyor ve diyor ki: 'Bir diktatöre verilen destekten şikayet ettiğimiz zaman bu gerçekten ırkçılık mı oluyor?' Bakınız bu ülkenin demokratik bir şekilde tekrar seçilmiş Türkiye Cumhurbaşkanına, bakan pozisyonunda olan bir kişi pervasızca 'diktatör' diyebiliyor. Edep, haya, terbiye gibi insani düsturları geçtik. Birisi de çıkıp 'Siz Alman milli menfaatlerini temsil eden bir konumdasınız, nasıl böyle bir şey söylersiniz?' diye hesap sormuyor. Bu hakaret doğal kabul ediliyor. Çünkü Alman kamuoyu, uzun yıllar Türkiye ile ilgili olumsuz algıyı besleye besleye böyle bir çıkmaza ulaştı."
MUHABİRLERİ SUÇLADI
"Cem Özdemir gibi Tarım ve Gıda Bakanı gibi kişiler bu denli saçmalayamazdı. Artık Türk düşmanlığı kamuoyunda öyle bir noktaya geldi ki bunun karşısında direnemeyeceklerini biliyorlar. Bu Avusturya için de geçerlidir. Bu konuda bakın iki boyut var. Almanya'nın Türkiye'de ellinin üzerinde muhabiri var ve bu insanların çok büyük bir ekseriyeti genelde Türkiye ile ilgili her türlü kötü olayı büyüterek haber yapar, olumluları da tamamen göz ardı eder. Bu muhabirler, PKK'ya sempatiyi arttıran haberleri yapıyorlar. PKK'nın ve bu örgütle iltisaklı grupların sebep olduğu sorunları, yanlışlıkları, terörü lanetlememelerini, teröre karşı net bir duruş sergilememelerini asla haber yapmıyorlar. PKK ve sempatizanlarını Avrupa'da barış güvercini olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanını da diktatör olarak gösteren haberler yapıyorlar.
Düşünün her gazetede her gün Türkiye ile ilgili bir şeyler okuyorsunuz ve yine mesela Can Dündar ve onun gibi bazı kişiler her hafta Almanya'nın en önemli gazetelerinde makale yayınlatıyorlar."
Almanya'DA YÜZDE 65 OY ALDI
"Cumhurbaşkanımızın 24 Haziran seçimlerinde Almanya'dan yüzde 65 oy alması da dikkate değer. Almanya'da çoğu zaman 'Türkiye Cumhurbaşkanını nasıl geriletiriz' diye stratejiler geliştiriyorlar. Hatta alternatif bir Türk basını bile oluşturmayı düşünüyorlar. Bu alternatif basınla, 'Türk topluluğu, Türkiye ile ilgili haberleri bizden alsın, Türkiye'yi bizim bakış açımızla algılasın, görsün' bunun hesabını yapıyorlar.

Kaynak: Hürriyet

27 Temmuz 2018 Cuma 13:04

Türkiye, Almanya, Güncel