Sahneleyemeyeceğimiz Repertuvar Yok'

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yeni sezonu 23 Eylül'de Grand Pera Emek Sahnesi'nde gerçekleşecek gala konseriyle açacak.

HİLAL UŞTUK - İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yeni sezonu
23 Eylül'de Grand Pera Emek Sahnesi'nde
gerçekleşecek gala konseriyle açacak.
İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan, sezonda sahnelenecek yeni eserlere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmiş sezonlarda İstanbul hatta Türkiye'de oynanmamış eserleri repertuvara aldıklarını söyledi.
Bu yıl yeni bestelenmiş bir eserin dünya prömiyerini yapacaklarını kaydeden Arıkan, "Ahmet Ümit'in Ninatta'nın Bileziği' adlı romanından uyarlanan Evrim Demirel'in bestelediği 'Ninatta'yı sahneleyeceğiz. Ardından İzmir dışında Türkiye'de başka bir yerde oynamamış olan Shakespeare'in 'Windsor'un Şen Kadınları' eserinden esinlenen, Giuseppe Verdi'nin başyapıtı 'Falstaff' eserini sahneleyeceğiz. George Frideric Handel'in 'Apollo ve Defne' adlı eseriyle Gioachino Antonio Rossini'nin 'Stabat Mater' eserleri bu sezon repertuvarımızda olacak. Verdi'nin 'Requiem'ini en son AKM (Atatürk Kültür Merkezi) yıllarında yorumlamıştık. Şimdi yeniden sahneleyeceğiz. Carl Orff'un 'Carmina Burana'sını yorumlayacağız. Balede ise Ludwig Minkus'un 'Don Kişot'u, Çetin Işıkgözlü'nün 'Judith' eserleri izleyiciyle buluşacak. Bunlar yeni ve farklı eserlerimiz." dedi.
Aydın Gün'ü anmak üzere yapılan konserlerin bu sezonda da devam edeceğini kaydeden Arıkan, "Bu sezon ayrıca 'Başka Dünya', 'Kötülüğün Döngüsü', 'Hovardanın Sonu', 'Ernani' ve 'Güzel Helen' operalarıyla, 'Uyuyan Güzel' ve 'Sondan Önce 3 Aşk 4 Mevsim' adlı bale eserlerine devam ediyoruz. Pyotr İlyiç Çaykovski'nin 'Fındıkkıran' eserini de Uğur Seyrek imzasıyla tekrar yapacağız." diye konuştu.
"Artık her şeye cesaret ediyoruz"
Arıkan, geçen yıl başlayan ve konservatuvar son sınıf öğrencileriyle, yeni mezunlara açık olan 'Gençlik Konserleri'nin de artık her yıl yapılacağını söyleyerek, "Öylesine Bir Dinleti" ve "Kuklacı" adlı çocuk oyunlarıyla "Ji·zel", "Seyahatname", "Klasik Modernler", "İnsan Hakları Günü", "Şehir Orman", "Ergime", "Nevruz", "Dünya Şiir Günü", "Irk Ayrımı i·le Mücadele", "Barok Konseri" ve "Güldestan" adlı etkinliklerin de yeniden sanatseverlerin beğenisine sunulacağını kaydetti.
Geniş bir kadroya sahip olduklarına vurgu yapan Arıkan, şu bilgileri verdi:
"Gerçekten kadromuzdaki gençler, solistler muhteşem. Şarkıcılık kalitesi açısından Avrupa seviyesindeler. Orkestramız da öyle. Onun için artık her şeye cesaret ediyoruz. Sahnelediğimiz 'Hovardanın Sonu' gibi oldukça zor eserlerden sonra artık el atmayacağımız bir müzik, bir tarz yok. Baroktan çok korkuyorduk. Onu da denedik. Vivaldi, Hendel hepsini yaptık. Çok da başarılı olduk. Sahneleyemeyeceğimiz bir repertuvar yok. Onun için ayrıca mutluluk duyuyorum şahsen. Keşke canlı yayın olsa ve örneğin gelip 'Stravinsky'yi çekip yayımlasalar. Avrupa'da seyrettiğimiz prodüksiyonlardan bir farkı yok. Benim yönetici olarak çok gururlandığım bir yapı. Hepsi çok üstün seviyede. Bizim tek eksiğimiz AKM'den çıktıktan sonraki sahnemizin küçüklüğü, teknik imkansızlıkları. Döner sahnesinden tutun, koltuk sayısına kadar her açıdan İstanbul'un ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir seviyedeyiz. Yoksa orkestramız, koromuz, solistlerimiz, dekor ve kostüm kreatörlerimizin hepsi dünya çapında."
"Haydarpaşa Garı opera için elverişli bir yapı"
İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Arıkan, AKM ile ilgili son gelişmelere de değinerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği, haberlerde okuduğumuz bilgiler dışında bizim özel olarak herkesten daha farklı bir bilgimiz yok. Yani projelerinin yapıldığı yakında yıkımın başlayacağı konusunda bir bilgimiz var. Büyük bir sabırsızlıkla bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Haydarpaşa Garı'nın opera için çok elverişli bir yapı olduğunu sözlerine ekleyen Arıkan, şöyle devam etti:
"İlber Ortaylı, benim gençliğimden, İstanbul'a geldiğim ilk günden beri hayal ettiğim Haydarpaşa Garı'nın operaya dönüşmesi konusunda bir yazı daha yazdı. O da aynı benim gibi düşünüyor. Gerçekten yurt dışından gelen bir insan İstanbul'a bakar bakmaz o binayı opera zanneder. Öyle bir duruşu var. Orası opera olursa muhteşem olur diye düşünüyorum. Keşke öyle bir irade tecelli etse de Anadolu yakasında da öyle muhteşem, deniz kenarında seyircinin vapurla gelip gittiği Avrupa'daki gibi bir opera binamız olsa. Bunun, sanatçılarımızın motivasyonu ve ülkemize gelen yabancıların Türkiye'ye bakışlarını değiştirecek, Türkiye'nin üzerindeki olumsuz etkileri de ortadan kaldıracak birşey olacağını düşünüyorum."
Suat Arıkan, oldukça yoğun bir programın sanatseverleri beklediğine dikkati çekerek, etkinliklerin, Süreyya Operası Sahnesi ile Grand Pera Emek, Zorlu PSM, Arkeoloji Müzesi ve Fulya Sanat'ta sahneleneceğini, bu yıl Zorlu PSM'de daha fazla etkinlik yapılacağını kaydetti.
19 Eylül 2017 Salı 11:05

AKM, Türkiye, Eylül, İstanbul, Politika, Güncel