Sanat Dünyası Ahmet Güneştekin İçin Monaco'da Buluştu

Dünyanın en önemli galerileri arasında yer alan Marlborough Gallery'nin sanatçısı Ahmet Güneştekin, uluslararası sanat dünyasında yankı bulan sergilerine Monako'da bir yenisini daha ekledi.

18 Eylül'de Marlborough Monaco'da açılışı gerçekleştirilen "Güneş Çemberinin Varisi / L'héritier du disque solaire" adlı kişisel sergisi, Türkiye ve dünyadan pek çok sanatseveri, koleksiyoneri, iş ve sanat dünyasının önde gelen isimlerini Monako'da buluşturdu. Sergi ve sergi kapsamındaki tüm etkinlikler ise Çalık Holding'in desteğiyle hayata geçti.

Uluslararası sanat piyasasında yoğun ilgi gören Ahmet Güneştekin'in eserleri, daha önce olduğu gibi, bu yıl da, yerli ve yabancı alıcıların koleksiyonuna dahil oldu. Çalık Holding'in desteğiyle ve Marlborough Gallery'nin ev sahipliğinde hayata geçen serginin açılışında Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Paris Büyükelçisi Hakkı Akil de yer aldı. Ayrıca Murat Ülker, Demet Sabancı Çetindoğan, Metin Güneş, Ali Gürsoy, Vedat Özçelik, Aziz Karadeniz, Yakup Süt, Kenan Tekdağ, Ali Selçuk, Sedef İybar ve Erol Özmandıracı gibi sanat ve iş dünyasının önde gelen isimleri de açılışta hazır bulundu.

Marlborough Gallery sanatçısı olarak New York'tan sonra ikinci kişisel sergisini Marlborough Monaco'da gerçekleştiren Ahmet Güneştekin, son dönemde ürettiği, tamamı ilk defa sergilenen 30 eserini sanatseverlerin beğenisine sundu. 14 Kasım tarihine kadar görülebilecek serginin ardından Güneştekin'in eserleri Marlborough Gallery'nin Londra, Madrid, Barselona ve Santiago gibi dünyanın farklı şehirlerindeki galerilerinde sergilenmeye devam edecek.

Serginin Başyapıtı "Grimaldi'nin Dört Mevsimi" uluslararası koleksiyonerlerin ve sanat dünyasının merceğinde

Sergilerini düzenlediği ülkelerin en önemli efsane ve mitlerini başyapıtlarında görselleştirmeye devam eden Ahmet Güneştekin, Marlborough Monaco'daki sergisinde de, Grimaldi'nin Dört Mevsimi adlı başyapıtını sergiledi. Monako'nun kurucusu olan Grimaldi'nin hikâyesini büyük paneller üzerine inşa ederek çalıştığı eser şimdiden koleksiyonerlerin ve sanat dünyasının ilgi odağı oldu.

Açılış sırasında Türkiye'den ve uluslararası basından sergiye katılan basın mensuplarına ve konuklara teşekkür konuşması yapan Ahmet Güneştekin, sergiyi şöyle değerlendirdi: "Sergimin başyapıtı Grimaldi'nin Dört Mevsimi bir Batı hikâyesi ve Monako'nun kuruluş efsanesini yorumladığım dört büyük panel üzerine inşa ettiğim bir eser. Mezopotamyalı bir sanatçı olarak batıya ait hikâyeleri çağdaş sanat yoluyla yorumlamam sanat çevreleri tarafından büyük bir heyecanla karşılanıyor. Aynı heyecanı ben de yaşıyorum ve sonuçlarını merak ediyorum."

Son bir yılda toplam 12 kişisel sergi, uluslararası çağdaş sanat fuarı ve bieanale katılan Ahmet Güneştekin, eserleri ile Türkiye'de gelişmekte olan modern ve çağdaş sanatı uluslararası düzeyde temsil ediyor. Bu kapsamda, uluslararası çağdaş sanat fuarlarına ve bieanallere Marlborough Gallery'nin sanatçısı olarak katılan Güneştekin, Marlborough Gallery'nin dünyanın farklı şehirlerindeki galerileri de dâhil olmak üzere önemli sanat merkezlerindeki kişisel sergilerine devam edecek.

Fransız sanat tarihçisi Stéphanie Pioda, Ahmet Güneştekin'in sanat tekniğini değerlendirdi

Ahmet Güneştekin'in Marlborough Monaco'da gerçekleştirilen "Güneş Çemberinin Varisi / L'héritier du disque solaire" sergisinin kataloğunun yazarı Fransız sanat tarihçisi Stéphanie Pioda ise Güneştekin'in eserlerini şöyle değerlendirdi: "Güneştekin'in resimlerinden birini izlerken kendinizi bir duvar dokumasına bakarken yakalarsınız. Geliştirdiği teknik öylesine kusursuzdur ki dokuma izlenimi vermektedir. Göz, hemen önündekini inceleyip odaklandıkça yüzey etkilerini ve adeta saplantılı bir şekilde çalışılmış olan resimsel tarzı kavramaktadır. Kişi, bu noktada sanatçının yöntemlerini tüm özgünlüğüyle keşfetmektedir: Çalışmanın iskeletini, ön çizim yapmadan, doğrudan eskizleyip siyah akrilik boyayla oluşturduktan sonra, Ahmet fırçasıyla kalan boşlukları en açık renklerden en koyu tonlara doğru dört kat yağlı boyayla doldurmaktadır. Ve sonra fırçasının arkasını bir silgi olarak kullanarak paralel vuruşlarını altta kalan katmanları geri getirmek için "kazımaktadır". Böylece resim kendini ortaya çıkarmaktadır. Şaşırtıcı bir biçimde, materyali aradan çıkartarak resme hayat vermekte ve ışığı yakalayarak parlamasını sağlayan bu rölyefi ön plana çıkarmaktadır. "

"Birine sahip çıkıp diğerinden üstün tutmaksızın bu coğrafyanın büyük din ve geleneklerini benimsemektedir o. Bu uzlaşmanın sonucunda da, çağdaş dünyamızda olduğu gibi çağlar öncesinde var olan haksızlık, aşk, savaş, çatışma, hoşgörüsüzlük, zalimlik ve şiddetten ibaret olan belleğindeki anlatıları tekrar gündeme getirme isteği doğmaktadır. Aristo'nun bütün insanları aynı kurallar altında birleştirme isteğini benimsemekte: her dine eşit değer vermekte ve güneşi ortak paydada tutmaktadır. Çünkü güneş, tüm görüş ve inanışların buluştuğu merkezdir; çünkü güneş sıcaklığın, hayatın ve ışığın sembolüdür. Sanatçı, tablolarında karanlık ile ışığın mücadelesini açığa vurmaktadır – ki bu onun için hayat kurtarıcıdır – ve böylece aynı zamanda cehalet ile erdem arasındaki mücadeleyi de ele almaktadır. İletmekle yükümlü olduğu bu kırılgan belleğin koruyucusu olarak bir mimar gibi adeta anıtsal bir külliyat inşa etmektedir."

19 Eylül 2014 Cuma 10:50

Eylül, Türkiye, Ahmet Güneştekin, Kültür Sanat