Seta'dan Fetö'nün Almanya Yapılanması Raporu

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü tarafından Mart 2016 tarihinde "FETÖ'nün Almanya Yapılanması" başlığıyla yayımlanan raporun saha çalışması ve son gelişmeler ışığında genişletilmiş baskısı geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü tarafından Mart 2016 tarihinde "FETÖ'nün Almanya Yapılanması" başlığıyla yayımlanan raporun saha çalışması ve son gelişmeler ışığında genişletilmiş baskısı geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

Raporda FETÖ'nün bu ülkedeki eğitim, medya, ekonomi ve sivil toplum alanlarındaki faaliyetleri, kapsamlı şekilde incelenerek, ülkenin örgüte yönelik tutumu masaya yatırılıyor.

Rapordaki tespitlere göre, örgüt 1990'lardaki dışa açılım politikasında Türk diasporasının ağırlıkta olduğu ülkeleri seçti ve özellikle Almanya'da Türk/Müslüman diasporayı kullanarak, kolay bir şekilde faaliyetlerini ülke geneline yaydı. Yapılanmanın ilk yıllarında ise eğitim ve dini/kültürel faaliyetleri ön plana çıkardı ve bu sayede idealist bir sivil toplum örgütü olduğu imajını ülke genelinde kurumsallaştırmaya çalıştı. FETÖ'nün Almanya'da 25-30'a varan özel okulu, 150 etüt merkezi ve yüzlerce 'ışık evi' bulunuyor.

- "Almanya, hareketin yeni merkezi olma yolunda ilerliyor"

Raporda, özellikle örgütün üst düzey yöneticilerinin açıklamalarına yer verilirken, Almanya'nın, Türkiye'de etkin bir mücadele yürütülmesinin akabinde yaşama alanı bulamayan FETÖ'nün karargahı haline geldiği vurgulanıyor.

Raporda FETÖ'nün Almanya sözcüsü Ercan Karakoyun'un Zeit Online'a verdiği röportajdaki şu ifadelerine yer verildi:

"Türkiye'de faaliyet gösterme imkanımız kalmadı. Almanya bu kapsamda hareketin yeni merkezi olma yolunda ilerliyor. Almanya'ya gelen insanlar evde oturan tarzda insanlar değil, bu sebeple Almanya'ya da aktif olarak çalışacaklardır. Gelen insanlara buradaki arkadaşlarımız hızlıca entegre olabilmeleri için maddi ve manevi destek oluyorlar."

Raporda yer alan bilgilere göre, örgüt mensupları bir gizli ağ şeklinde hareket ediyor ve Almanya'ya iltica eden kişiler, diğer Türk gruplarla asla iletişime geçmezken sadece kendilerine verilen telefon numaraları üzerinden burada bulunan diğer FETÖ mensupları ile irtibata geçiyorlar.

Çalışmada, FETÖ'nün, Almanya'da gizli ve açık olmak üzere iki katmanlı bir yapıya sahip olduğuna değinilirken, örgütün içeriye dönük olarak otoriter, kapalı, sorgulamayan, dini vurgusu yüksek ve tek merkezden kontrol edilen hiyerarşik bir profil çizerken, dışarıya yönelik, 'ılımlı İslam', 'dinler arası diyalog', 'demokrasi ve insan hakları', 'Erdoğan karşıtlığı' vurgusu yaparak, Alman kamuoyunda olumlu bir imaj oluşturmaya çalıştığına işaret edildi. Bu çerçevede FETÖ'nün havra, cami ve kiliseden oluşan, 'House of One' projesine Berlin Belediyesinin bir arsa hibe etmesi de örgütün bu stratejisinin işe yaradığı şeklinde yorumlanıyor.

- Yeni takiyye: Şeffaflık

Örgütün gerek Almanya'da gerekse Avrupa genelinde strateji değişikliğine gittiği ve kendisine yöneltilen şeffaf olmayan gizli bir yapı olduğu yönündeki eleştirileri boşa çıkarmak için imajını yenilemeye çalıştığı ifade edilen raporda, bu kapsamda şeffaflaşma söylemlerinin önemli bir yer tuttuğu ifade edildi. Sözde şeffaflaşma hamlesinin, Almanya yapılanmasına özel bir durum olmadığı, çekirdekten gelen bir emir olduğu ve Avrupa'daki birçok ülkede gözlendiği ifade edilen raporda, şeffaflaşma söylemlerinin örgütün yeni bir takiyye politikasının yansıması olduğu ve ilgili ülkedeki kurumların desteğinin alınmasının amaçlandığı belirtilmektedir.

- Almanya'nın FETÖ Politikası

Alman devletinin FETÖ politikasının analiz edildiği son bölümde ise örgüt hakkında özellikle Alman İç İstihbarat Daire Başkanı Bruno Kahl'ın, örgütü sadece eğitim alanında faaliyet gösteren ve 15 Temmuz darbesiyle ilişkisi olmayan bir STK olarak niteleyen değerlendirmelerinin ardından, Alman kamuoyunda yükselmeye başlayan eleştirilere yer veriliyor. Almanya'nın bir yandan örgüt mensuplarına iltica kabullerini kolaylaştıran tutumuna dikkati çekilirken, diğer yandan Almanya'nın önde gelen gazetelerinin ve uzmanlarının örgütle ilgili eleştiri ve uyarılarına dikkat çekiliyor.

Bilim ve Siyaset Vakfı'ndan Türkiye uzmanı Günter Seufert'in, Almanya'yı örgütle ilgili tutumunu gözden geçirmeye davet eden ifadelerine de yer verilen raporda, Almanya'nın örgütle ilgili halihazırdaki tutumunun Türkiye'de hiçbir kesime anlatılamayacağı ifade edildi.

Almanya ve Türkiye arasında ikili ilişkilerde son dönemde gerçekleşen yakınlaşma sonucu Berlin'in, Türkiye'nin darbeye karışmış FETÖ mensupları ile ilgili taleplerine daha olumlu yaklaşmaya başladığına dikkati çekilen raporda Alman makamlarının bir yandan örgütün 'hava komutanları imamı' olduğu bilinen ve darbeyi bizzat yöneten ekip içinde yer alan Adil Öksüz hakkında ikamet ettiği yerin tespitine yönelik soruşturma başlattığı diğer yandan da buraya sığınan bazı üst düzey kişilerin Alman istihbaratınca yapılan uyarı ve bilgilendirmelerle korunduklarına dikkati çekiliyor.

Raporun Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'ne dayandırarak verdiği bilgilere göre, darbe giris¸iminden 7 Mart 2018'e kadar geçen sürede 288'si diplomatik ve 771'i de yes¸il pasaport sahibi olmak üzere toplam bin 59 Türk vatandas¸ı Almanya'ya iltica başvurusunda bulundu ve bunların yüzde 42'si kabul edildi.

Berlin'in FETÖ meselesinde PKK örneğinde olduğu gibi Türkiye'ye karşı bir kart olarak kullanmak isteyebileceği ihtimaliüzerinde durulan raporda, FETÖ konusunda Alman ve Türk makamlarına bazı siyaset önerilerine de yer veriliyor.

Kaynak: AA
14 Mayıs 2018 Pazartesi 22:34

Son Dakika