STK'larla Kahvaltıda Buluştu

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Kuşadası'nda Stk Temsilcileriyle Kahvaltılı Sohbt Toplantısı Yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nde sivil topum kuruluşlarıyla yaptığı kahvaltılı sohbet toplantısında iktidara yüklendi. CHP lideri, "Ben medya mensuplarına İçişleri Bakanı'na şunu sormalarını istiyorum. Siz AKP'nin kaç anakent belediyesi hakkında 'soruşturma açılmasına gerek yoktur' diye karar verdiniz? Sayıştay Başkanlığı'nın soruşturma açmasına karar verdiği kaç dosya İçişleri Bakanlığı'na gitmiştir ve kaç dosya hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma açma yetkisi vermiştir? Tam bir kapalı kutu. Yolsuzluk mezarlığıdır İçişleri Bakanlığı. Tüm yolsuzlukları biliyorlar ama dosyalar açılmıyor. AKP eşittir yolsuzluk arkadaşlar" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nde Sealight Otel'de yaptığı toplantıya genel başkan yardımcılarından Gürsel Tekin, Sezgin Tanrıkulu, Umut Oran, Alaattin Yüksel ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, parti yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcileri ile medya temsilcileri katıldı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir sivil toplum kuruluşu temsilcisinin, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın Hizbullahçılar'ın serbest bırakılmasının, gelecek seçimde Yargıtay'ın iktidar ile hesaplaşması olacağı yönündeki sözlerine üzerine yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"Yasayı çıkaran AKP, teklifi getiren AKP, yasalaştıran AKP. Çünkü görüşmeler sırasında CHP milletvekilleri buna karşı çıktı biliyorsunuz. Sonucuna katlanması gereken de AKP ama AKP'nin bir özelliği var. Baktı ki kamuoyu vicdanı rahatsız o zaman suçlu aramaya başladı. Kim suçlu? Yargıtay'a saldırdılar. Yargıtay Başkanı, bir açıklama yaptı. Baktılar orası tutmuyor. Danıştay'a saldırdılar. Danıştay son derece makul bir açıklama yaptı. Bizim bildiğimiz bir açıklamaydı zaten. 'Sınavları objektif yapın torpil yapmayın. Bizim istediğimiz buydu.' Oradan bir şey, ekmek çıkmayınca bu kez başka bir milletvekili çıkıyor bu milletvekilini belki hatırlarsınız, 'Şimdiye kadar onlar bizi fişliyordu, şimdi biz onları fişleyeceğiz' diyen milletvekili. Şimdi topu nereye atacak hiç kimsenin yanıt veremeyeceği bir yere atacak. O zaman 'Yargıtay bu kararı bilinçli verdi. Önümüzdeki dönemde AKP ile derin devlet hesaplaşacak.' Hangi derin devlet? Kozmik odalarına girilen derin devlet mi? AKP bu ülkenin neresine girmedi. Telefonlarımızı dinliyor, bütün sırlarımızı biliyor. İstediği yargıcı istediği yere atıyor. İstediği savcıyı istediği valiyi, istediği kaymakamı istediği yere atıyor. Beğenmediği televizyon kanalını şimdi kapatacak. Yetkiyi Başbakan'a verdiler. Allah aşkına kim nereden kendisini rahatlatmak için gerekçe arama çabasına giriyor.

Şimdi 'derin devlet' diyecekler kimse çıkıp 'derin devlet kim böyle bir şey yok. Biz derin devletiz böyle bir amacımız yoktur' diyemeyecek. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) orada. Derin devlet olarak onu kastediyorlarsa MGK orada Başkanı da Cumhurbaşkanı. Onu da seçen AKP. Kimden söz ediyorlar. AKP bu süreçte ülkeyi ne kadar kötü yönettiğini, ne kadar beceriksizce yönettiği göstermiştir. Kamuoyu vicdanı bundan rahatsızdır. Bu rahatsızlığın faturasını sağa sola kesmesinler. Kesilen fatura AKP'nin yakalarına ilişmiştir. Biz kanun teklifi verdik. Onlar da getirsinler. Yargı reformu yapacağız diyorlardı sekiz yıldır ellerinden tutan mı oldu yargıda reform yapmayın diye. AKP yargıyla ilgili olarak bir amaç taşıyordu.

Yargıyı ele geçirmek. Yargıyı düzeltmek, vatandaşın yargıda işini çözmek bu AKP'nin gündeminde yok. AKP'nin gündeminde bir şey vardı; yargıyı ele geçirmek. Yargıyı ele geçirdiler ama foyaları çıktı ortaya. Bundan sonra daha çok çıkacak göreceksiniz. Yargıyla AKP arasındaki işbirliğini göreceksiniz. Daha önümüzdeki süreçte insanların nasıl mağdur edilip, haksız yere mahkum edildiğini göreceksiniz. Yandaş yargıçları göreceksiniz, yandaş savcıları göreceksiniz, baskıları göreceksiniz. O baskılar artacaktır. AKP kendisini iktidardan gitmeyecek şekilde programlamış bir partidir. İktidardan gitmemek için her türlü baskıyı şiddeti uygulayacaktır. Ama bizim bir görevimiz var CHP olarak baskı nereden gelirse gelsin tüm baskılara direneceğiz, tüm baskılara karşı mücadele edeceğiz. Tüm bunların tamamını elimizden geldiği kadar kamuoyunun önüne koyacağız."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kayseri olayında dosyayı kapatan bir savcıdır. Belediye ve vali destekli kapatılmıştır bu dosya. Önümüzdeki süreçte göreceksiniz. Ben medya mensuplarına İçişleri Bakanı'na şunu sormalarını istiyorum. Siz AKP'nin kaç anakent belediyesi hakkında 'soruşturma açılmasına gerek yoktur' diye karar verdiniz? Sayıştay Başkanlığı'nın soruşturma açmasına karar verdiği kaç dosya İçişleri Bakanlığı'na gitmiştir ve kaç dosya hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma açma yetkisi vermiştir? Tam bir kapalı kutu. Yolsuzluk mezarlığıdır İçişleri Bakanlığı. Tüm yolsuzlukları biliyorlar ama dosyalar açılmıyor. AKP eşittir yolsuzluk arkadaşlar. Onun için şimdi yargı sürecini de kullanarak bunların tamamını örtbas etmek istiyorlar. Af kanunları çıkarıyorlar. Gariban vatandaş için değil kendi yandaşları için çıkarıyorlar, kendi dosyalarını kapatıyorlar. İlk vergi barışı çıktığında vergi barışından yararlanan ilk Recep Tayyip Erdoğan'dır, onun şirketleridir. Vergi kaçırmıyorsan neden aftan yararlanıyorsun? Bunları biliyoruz ama bizim bildiğimizi tarlada, farikada, kahvede esnafta her yerde anlatmamız lazım. Küçük ayrıntılarda bölünme lüksümüz yok. Şu şunu söyledi bu bunu yaptı, bölünme lüksümüz yok, AKP iktidarında ülke eden gidiyor. Binlerce esnaf dükkan kapattı.

Sivil toplum örgütlerine barolara görev düşüyor. Tüm bunları izlenmesi lazım. Kayseri'deki olayda Kayseri Barosu susuyorsa o olaya ortak demektir. Eğer orada hukukçular avukutlar varsa gidip o dosyalara bakmaları lazım. Nedir bu olay diye? Öyle parayla insanları biraraya getirip, birisi para verecek, gazetelere tam sayfa ilan verecekler. Bunlar tutmaz. Ahlaki değildir bunlar. Onun altına imza atan sivil toplum kuruluşları dönüp baksınlar kendilerine onlara sivil toplum kuruluşu denmez. Onlara iktidar yandaşı sivil toplum denir. Siyasal otoritelerden CHP'den de AKP'den de MHP'den de bağımsız düşüneceksiniz. İktidar yanlısı kendisi, 'sivil toplum' derseniz o sivil toplum değildir. Öyle sivil toplum olmaz. Zaten onların demokrasilerde yeri de yoktur. Onlar yan kuruluşlardır, yandaş kuruluşlardır. Kendilerini kapatsınlar AKP'nin yan kuruluşu olarak bağlı olsunlar, oraya daha saygın konumda olurlar. Biz de biliriz gerçek kişiliklerini, hiç değilse ona göre yanıtımızı veririz."

"BALBAY'A DAKTİLO VERMEZLER, HİZBULLAHA İNTERNET ÇEKERLER"

Kılıçdaroğlu, Hizbullahçılara'a cezaevinde ayrıcalık tanındığı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, "Mustafa Balbay'a daktilo vermezsiniz, öbürüne interneti serbest bırakırsınız. Ne söyleyelim" diye karşılık verdi.

"ANA EKSENDEN KAYMADAN FARKLI ÇÖZÜM ÜRETİLEBİLİR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kuşadası Sealight Otel'de sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığı kahvaltılı sohbet toplantısında soruları yanıtladı. CHP lideri bir katılımcının "Parti Meclisi üyeleri Sezgin Tanrukulu ve Muhammed Çakmak'ı CHP ideolojisiyle bağdaştırıyor musunuz" yönündeki sorusuna, "Parti üyesi ikisi de partimizin tüzüğünü programını biliyorlar. Partinin tüzüğüne ve programına bağlı kalacaklar. Söylemleri parti tüzüğü ve programı çerçevesinde olacak. Gerekli özeni gösterecekler. Biz bir kitle partisiyiz. Bu kitle partisinin içinde ana eksenden kaymamak koşuluyla ekonomi sosyal politika konusunda farklı çözümler üreten arkadaşlar olabilir. Bu da gayet doğadır. İnsan olmanın doğal sonucudur. Karar organları vardır. Karar organlarının aldığı kararlara herkes uyar ben de dahil olmak üzere. Partimizin en yüksek karar organı olan kurultayın onayından geçer. O parti programına hepimiz uyarız. Bu arkadaşlarımız da uyacaktır" dedi.

"BÖYLE BİR GARABET OLMAZ"

Kılıçdaroğlu, Kuşadası Limanı'nın yıkımıyla ilgili soruya "Önemli bir sorun. Kuşadası Limanı'yla ilgili olarak hem sivil toplum örgütü hem belediye başkanlarının ortak çabası var davalar açılıyor, yıkılmasına karar veriliyor. Yıkıma gidecek ekip hazırlıklarını yaparken bir alt mahkemeden yıkımın durdurulması kararı veriliyor. Bu şu anlama geliyor; Danıştay'ın verdiği kararı alt mahkeme durduruyor. Böyle bir garabet olmaz. Bu uygulamaya yapan yargıçları HSYK'ya bildirin. Alt mahkeme 'gereğini yapmayın' diyor. Danıştay mı üst yargı organı idare mahkemesi mi böyle bir garabet var. HSYK'ya gerekli başvuruyu yapacaklar" dedi.

"ARKARA'YA KİMSE EXPO VERMEZ"

CHP lideri, EXPO 2020'ye İzmir'le birlikte Ankara'nın da aday olduğunun ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in İzmir ile ilgili sert sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Yıllardır Ankara'nın metrosunu sürüncemede bırakan Ankara'ya, kimse EXPO'yu vermez. Beceriksizliği Hükümet tarafından da kanıtlandı. Beceriksizliği kanıtlanınca, Bakanlık yapacak. Baktılar ki beceremiyor, o zaman bari bunu Bakanlık yapsın dediler ve Bakanlığın üzerine aldılar" dedi.

"BABAKAN SADECE TV'LERİ DEĞİL RADYOLARI DA DİNLESİN"

Kılıçdaroğlu, RTÜK Yasası ile Başbakan'a verilen yayın durdurma yetkisi için, "Başbakan'ın görev alanı yetersizmiş başka önemli bir görev verilmiş. Başbakan günün 24 saati kanalları izleyecek, beğenmediği diziyi beğenmediği haberi kapatacak. Demokrasisi askıya alınmış, öğrencilere şiddet uygulandığı bir ülkenin Başbakan'a böyle bir yetki verilir. Yetki az. Radyoları da dinlesin, vatandaşı dinliyorlar şimdi sıra geldi vatandaşın izlediği dizileri kapatmaya. Bu hiçbir demokrasi ile açıklanacak bir durum değil. Utanç duyan nasıl anlatırız biz bunu dünyaya der" dedi. CHP lideri, bazı dizilere tepki gösterilmesini de "Dizileri beğeniriz, beğenmeyiz, senaristleri vardır, bir kısmına biz kızabiliriz bir kısmına AKP kızar. Sonuçta ülkemizde demokrasi hukuku var, hakaret içermediği sürece her türlü düşünceye saygı göstermeliyiz. Yasakçı anlayışla yola çıkmak doğru değil, yasakları toplum gündemine getirmenin mantığı yok" sözleriyle değerlendirdi.

"BAŞBAKAN'IN SESSİZ KALMASINI YEDİREMİYORUM"

CHP lideri, Yunanistan Başbakan'ı Yorgo Papandreu'nun Türkiye'nin Kıbrıs'ta işgalci olduğu yönündeki sözünün sorulması üzerine, "Türkiye Kıbrıs'ta işgalci değildir. Londra ve Zürih anlaşmaları var. Türkiye garantör, orada insanlar öldürülüyordu. Türk ordusu gittikten sonra kimsenin burnu kanamadı. Kendi ülkemizin ordusunu işgalci diye tanımlamak yanlış. Başbakan'ın daha sert yanıt vermesi lazımdı. Darbelerden söz etmesi lazımdı. Başbakan'ın sessiz kalmasını yediremiyorum. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hangi gerekçeyle Başbakan'ın yanıtını yeterli görüyor bilmiyorum ama bizim ordumuzun işgalci olduğuna inanmıyorum. Güvenliği sağlıyor, özel hayata sosyal hayata müdahale sözkonusu değil. BM sorunu çözerse ordumuz da Türkiye'ye döner" dedi.

TOKİ YURT YAPACAK

Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin sorusu üzerine CHP iktidarında yapacaklarını şöyle anlattı:

"Yurt sorunun çözeceğiz, en geç iki yıl içinde öğrenciler birer ikişer kişilik odalarda geniş bantlı internet erişimiyle sıcak suyla kalacak. Hiçbir anne baba barınma ihtiyacını düşünmeyecek. TOKİ iki yıl içinde bunu yapacak. Başbakan TOKİ'nin böyle bir görevi var demişti. Var da sekiz yılda ne yapıyor. Yetkisi olmak ayrı gereğini yapmak ayrı. YÖK'ü kaldıracağız baskı aracı olarak kalmayacak. Üniversiteler bilimsel, yönetsel açıdan özerk olacak, kendi yöneticilerini kendileri seçecek. Burası bir üniversiteyse, evren kentse, parlamentodan yasa çıkıyor, kendi kendilerini yönetsinler" dedi. Öğrencilerin de karar sürecinde etkili olacağını söyledi.
09 Ocak 2011 Pazar 14:51

Güncel