TBB'den 'Şiddetsiz Toplum' Kampanyası

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, 'Siyasetin, derhal şiddet dilini bırakıp kucaklayıcı bir dili sahiplenmesi lazım. Şiddet ve hukuk yan yana barınmaz.' dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, "Siyasetin, derhal şiddet dilini bırakıp kucaklayıcı bir dili sahiplenmesi lazım. Şiddet ve hukuk yan yana barınmaz." dedi.
TBB Konukevi'nde düzenlenen "Şiddetsiz Toplum Kampanyası Eylem Planı"nın tanıtımında bir konuşma yapan Feyzioğlu, şiddet ile hukukun, şiddet ve demokrasinin bir arada olamayacağını söyledi.
Dünya örneklerine bakıldığında, şiddeti yenmeyi başaran toplumların, demokrasiyi inşa ettiklerini ifade eden Feyzioğlu, "Şiddet sarmalına kapılıp gitmiş olan toplumlar ise sürekli kendilerini aşağıya çekerek, demokrasi yolunda bir arpa boyu ilerleyemedikleri gibi dağılıp yok olma sürecine gelmişlerdir. Hukukun üstünlüğünü istiyorsak, eksiksiz işleyen bir demokrasi talebimiz varsa toplumumuzda şiddeti yenme zorunluluğumuz vardır." diye konuştu.
Şiddetin olduğu yerde iyiliğin barınamadığını, düşünce özgürlüğünün olmadığını, milletin iradesinin ortaya çıkmadığını vurgulayan Feyzioğlu, şunları belirtti:
"Şiddet ve mili irade yan yana barınmaz ki, şiddet ve demokrasi yan yana olabilsin. 'Milli irade' diyorsak, milli iradeye üstünlük tanıyorsak, milli iradenin oluşumunu sağlayacak ortamı temin etmek zorundayız. Bu da toplumu şiddetten arındırarak olur. Biz birbirimizle konuşmaz, birbirimizi anlamaz, birbirimizi tanımazsak, bizi düşmanlaştırmak isteyen yapılar, taban kazanırlar. Onların taban kazanmasını önlemenin yolu birbirimizle iletişim içinde olmaktır."
Siyasetçilerin, parti genel merkezlerinde, illerinde, ilçelerinde seçim ya da başka kaygılarla "şiddet söylemi"ni kullandıkları sürece sokakta insanların birbirini öldürdüğünü ve birbirine saldırdığını ileri süren Feyzioğlu, şöyle devam etti:
"Demek ki siyasetin, derhal şiddet dilini bırakıp kucaklayıcı bir dili sahiplenmesi lazım. Şiddet ve hukuk yan yana barınmaz. 'Hukukun üstünlüğü' diyen ve bunun için kanun gereği mücadele etme yükümlülüğü olan Barolar Birliğinin de ilgili her kesime 'Şiddet lisanını bırakın, karışlıklı yapıcı iletişim kurun. Kendiniz gibi düşünmeyenleri hain ilan etmekten vazgeçin.' uyarısında bulunmamız lazım."
"Çocuk istismarı partiler üstü bir meseledir"
Kadına yönelik şiddetin en önemli konulardan biri olduğunun altını çizen Feyzioğlu, "Çocuk istismarı, partiler üstü bir meseledir. Çözmek zorundayız. Birbirimizi suçlayarak çözmek mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.
79 baronun kadın ve çocuk hakları merkezlerinin temsilcileriyle bir araya geleceklerini ifade eden Feyzioğlu, "Büyük bir gücü hep birlikte harekete geçirmeye kararlıyız." diye konuştu.
"Barolarımız, Türkiye'de eş zamanlı kampanyalarla 'Şiddete hayır, toplumsal şiddete son' diyecek." ifadesini kullanan Feyzioğlu, şunları kaydetti:
"Bir vahşi suç işlendiğinde en kolayı 'Cezayı artıralım' diye başlamak. Niçin o suçun daha fazla önleneceğini konuşmuyoruz? En kolayı 'Kravat indirimi kalksın.' demek. Niçin anaokulu seviyesinden ya da daha ana kucağından şiddeti nasıl ortadan kaldıracağımızı konuşmuyoruz? Bunu konuşmak siyasi prim yapmıyor mu? Yaşanan her mağduriyeti siyasallaştırmak yerine, her olayın ardından kamplara bölünmek yerine, gelin şiddetin köküne inelim."
Siyasi partilere seslenen Feyzioğlu, "Milli bir mesele halini almış olan toplumsal şiddeti, siyaset üstü bir yaklaşımla hep birlikte haydi gelin çözelim." ifadesine yer verdi.
Sorunun kökü itibariyle bir zihniyet ve eğitim sorunu olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, televizyon programlarında yayınlanan bazı programlara da değinerek, "Şiddet dilini kullanan, beden dilinden sadece şiddet akan ve fiziksel şiddeti de kahramanlık gibi gösteren insanlar karşımıza rol-model olarak damardan enjekte edilmektedir." dedi.
Yol haritaları kapsamında RTÜK, dizi yapımcıları, film yapımcıları, Milli Eğitim ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanlıkları ile görüşmek istediklerini aktaran Feyzioğlu, medya temsilcilerinin, basın sektörünün, sivil toplum örgütleriyle televizyon kanallarının da kampanyaya destek vermesini istedi.
Kampanya koordinatörü TBB Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Asüde Şenol da toplumsal şiddetin her geçen gün artarak tırmanış gösterdiğini söyledi. Toplumun her kesiminde, şiddetin her türü ile karşılaşıldığını dile getiren Şenol, "Aile içinde, sokakta, okulda, trafikte, sporda ve birçok alanda şiddet, günlük yaşamın olağan bir parçasıymış gibi çoğalma gösteriyor." diye konuştu.
Toplumsal şiddetin, çeşitli nedenleri bulunduğunu söyleyen Şenol, şöyle devam etti:
"En belirgin ve önde gelen nedenlerden birisi, toplumda hukuk ve adalet algısının son derece zayıflamış olması, yasalara ve adliye teşkilatına saygı duyulmaması, hukukun üstünlüğü kavramının çok büyük yara alması, suç-ceza dengesinin tamamen bozulması ile cezaların caydırıcılığının kalmaması. Mahkeme kararları ve hukuk üzerinde yaratılan sürekli tartışma ortamı ile kişilerin kendi hukuklarını yaratabileceklerine inanmaları. Adliye teşkilatı içinde örgütlenen FETÖ yapılanmasının neden olduğu hukuk skandalları ile oluşan büyük adaletsizlik dönemi ve onların olabildiği kadar tasfiyesinden sonra da boşalan noktalara nitelikli ve deneyimli yeterli atama yapılamamış olması, mahkeme kararlarının saatler içinde toplumsal tepki veya güce dayalı tepki nedeniyle değiştirilmesi ile mahkemelerin güvenilirliğini yitirmesi ve adliyenin siyasallaşması gibi hukuk alanından kaynaklanan temel ve esaslı nedenlerdir."
Şenol, bugünden itibaren "şiddetsiz toplum" için yola çıktıklarını vurgulayarak, şiddetten şikayet eden herkesi, her kurumu, çözüm için birlikte çalışmaya davet ettiklerini belirtti.

Kaynak: AA

13 Şubat 2019 Çarşamba 17:11

Güncel