TBMM Genel Kurulu

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, "Pandemi bireysel değil, toplumsal bir sorundur.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, "Pandemi bireysel değil, toplumsal bir sorundur. Kanunlarda salgın hastalık dönemlerinde nasıl davranılacağı belirtilmiştir. Kanser hastalığınız varsa 'tedavi olmuyorum' diyebilirsiniz ama bir bulaşıcı hastalığınız varsa 'tedavi olmuyorum, gözlem ve Karantina altına girmeyeceğim' diyemezsiniz. Böyle bir durumda kanunlara karşı suç işlemiş olursunuz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin milletvekillerine bilgi vermesinin ardından Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin temsilcileri söz aldı.
İlk sözü partisi adına İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu aldı. Dervişoğlu, birçok ülkede yeni tip Koronavirüs salgınından kaynaklanan felaketlere tanık olunduğunu dile getirerek salgının neredeyse en son ulaştığı ülkelerden olan Türkiye'de bu durumun avantaja dönüştürülemediğini söyledi.
Sürecin başında verdikleri araştırma önergesi reddedilmeseydi bugün Sağlık Bakanı'nın gösterdiği özverinin yetersiz kalmayacağını savunan Dervişoğlu, "İktidar partisinin takınmış olduğu bu tavır ne yazık ki vatandaşımıza da sirayet etmiş, bazı vatandaşlarımız 'bana bir şey olmaz' anlayışıyla salgının ciddiyetini kavrayamamıştır." diye konuştu.
İran'da salgının maskelendiğini, kamuoyundan gizlendiğini ancak ocak ayında vakaların olduğuna dair bilgiler yayıldığını ve buna karşın Türkiye'nin sınırlarını kapatmak için neden şubat sonunu beklediğini soran Dervişoğlu, "Koronavirüs Avrupa'ya yayıldığında uçak seferlerini iptal etmek için neyi bekledik? Eğitim öğretime ara verilmemesinden doğacak risklerin, camilerimizde oluşan kalabalıktan doğacak tehlikelerin farkına varılması neden bu kadar zaman aldı? Salgının ülkemize yayılmayacağının garantisi neydi, tedbir almak için ne beklendi halen bilmiyoruz." dedi.
Dervişoğlu, şehir hastanelerinde olduğu gibi sağlık kurumlarının tek merkezde toplanmasının bilhassa salgın durumlarında tedavinin aksamasına neden olduğunu savundu.
Tedbirlerin en başında güvenilir bir "taşıyıcı kayıt sistemi"nin oluşturulması geldiğini belirten Dervişoğlu, bundan sonraki süreçte Kovid-19'un yayılma eğilimini artırdığında, devletin elinde bir bağlantı haritasının olmasının son derece önemli olduğunu ifade etti.
Dervişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Salgın felaketinden en az kayıpla çıkabilmek için yoğun bakım ünitelerimizin sayısını hızla artırmak zorundayız.

Yine pandeminin yaşandığı dönemde yoğun numune akışı nedeniyle laboratuvarlarımızın sayı ve kapasitelerinin yetersiz kaldığı ortaya çıkmıştır.
Ortaya konan birçok veri, test kiti sayımızın da yetersiz olduğunu gözler önüne sermektedir. Laboratuvar sayımızın, yatak kapasitemizin ve test kiti sayımızın artırılması için gerekenlerin ivedi bir şekilde yapılmasının da takipçisi olacağız."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ekonomik destek paketinin kime ne faydasının olacağının da anlaşılmadığını söyleyen Dervişoğlu, açıklanan 100 milyar liralık desteğin çoğunluğunun gelecekteki gelirlerden vazgeçme yöntemiyle belirlendiğini öne sürdü. Dervişoğlu, "Hibe ve benzeri destek verilemiyor. Çünkü kasa boş. Yedek akçe yok. Hepsini kullanıp har vurup harman savurdunuz. Türkiye'nin cebi delik, cepkeni delik bir hale düşmesine sebep oldunuz." şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, vatandaşın yeni kredilere değil, iş güvencesine ve gelire ihtiyacının olduğunu, bir an önce bunların sağlanacağı yeni ekonomik tedbirlerin alınmasını istedi.
"Pandemi, toplumsal bir sorundur"
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, salgın hastalıkların bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkati çekti. Kanunlarda, salgın hastalık dönemlerinde nasıl davranılacağının belirtildiğini vurgulayan Aycan, "Kanser hastalığınız varsa 'tedavi olmuyorum' diyebilirsiniz ama bir bulaşıcı hastalığınız varsa 'tedavi olmuyorum, gözlem ve karantina altına girmeyeceğim' diyemezsiniz. Böyle bir durumda kanunlara karşı suç işlemiş olursunuz. Bu konu tamamen Sağlık Bakanlığının yetkisindedir. Karantina ve gözlem uygulamasının kişi ayırmaksızın herkese uygulanması zaruridir. Bunun aksi bir durumu suçtur, toplum sağlığını riske atmaktır." dedi.
Sağlık Bakanlığına yönelik yapılan eleştirilerin de haksız olduğunu söyleyen Aycan, şöyle konuştu:
"Bu virüsün kaynağı Çin'dir. Sağlık Bakanlığına yönelik olarak 'salgın gelirken önlem almadınız demek' vicdansız bir yaklaşımdır. Bakanlık yurt dışından girişleri zaten kapattı. Ayrıca Sağlık Bakanlığı keyfi olarak giriş çıkışları da kapatamaz. Bununla ilgili uluslararası hukuk ve Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği kurallar var. Dünya Sağlık Örgütü salgın ilanı yapmadan o ülkeye giriş çıkışı engelleyemezsiniz. Aynı şekilde kendi vatandaşlarınızın giriş çıkışlarını da önleyemezsiniz. Burada yapılması gereken yurt dışından gelenleri 14 gün karantina altına almaktır. Sağlık Bakanlığı bunu da yaptı. Eğer vatandaşlarımızdan biri bunu ihmal etmişse bu Sağlık Bakanlığının değil, o kişinin hatasıdır."
Vatandaşların sosyal izolasyonu ve alınan kararlara uyması gerektiğini belirten Aycan, "Burada spekülasyon yapmanın hiçbir yararı yoktur. Eğer bir eksiklik görüyorsanız Sağlık Bakanlığına bunu bildirirsiniz. Sosyal medya üzerinden ön yargılar oluşturmak ve sağlık teşkilatını eksik görerek Bakanlığı eleştirmenin hiçbir yararı yoktur. Dedikodu yapacağınıza kendi davranışlarınıza dikkat edin. Doğru dürüst bir şey yapacaksanız, akciğer hastalıklarını önlemek istiyorsanız sigarayı bırakın." çağrısında bulundu.
"Bu hastalar hangi kentlerde yaşıyor neden açıklanmıyor?"
HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve sağlık emekçilerinin gece gündüz demeden çalıştıklarını belirterek "Dün, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşananlar hepimizi derinden üzdü. Bir hekimin çalışma arkadaşlarını bilgilendirdiği bir açıklama nedeniyle özür dilemek zorunda bırakıldığını gördük ve özür içeren bu dilekçesini de üniversite yönetimi utanmadan kamuoyu ile paylaştı." dedi.
Tiryaki, HDP Genel Merkezi'nde oluşturdukları "Kriz Koordinasyon Merkezi"nin Kovid-19 salgınına ilişkin alınması gereken önlemler paketini açıkladığını anımsatarak pakette yer alan önerileri anlattı.
Mecliste, hükümetin Kovid-19'a karşı yürüttüğü mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını, doğru yaklaşımları desteklediklerini, yanlış ve eksik olanları da ifade ettiklerini belirten Tiryaki, "TBMM adeta şeklen çalışıyor. Muhalefet partileri olarak araştırma komisyonu kurulması yönünde önergeler sunduk ve bunların tamamı reddedildi." ifadesini kullandı. Tiryaki, Meclisin bazı ihtisas komisyonlarının koronavirüse karşı toplanması için başvurularda bulunduklarını ancak bu komisyonların da toplanmadığını söyledi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın her gece vaka sayısını açıkladığını ancak yapılan test sayısını açıklamadığını dile getiren Tiryaki, "İlk kez bugün burada test sayısını duyduk. Birkaç şehirde, birkaç noktada değil, her mahallede ve mümkünse her evde bu testlerin yapılmasına olanak sağlayacak adımlar atmalıyız. Çünkü test yapılması, içinde bulunduğumuz salgının tam olarak ne olduğunu gösterecek şeydir." dedi.
Sağlık Bakanlığının her gün yaptığı test sayısını ve elindeki kit sayısını mutlaka açıklaması gerektiğini savunan Tiryaki, "Sayın Bakanım dün hasta sayısının 198 olduğunu açıkladınız. Bu hastalar hangi kentlerde yaşıyor ve hükümet bunu neden açıklamıyor? Oysa her ülke vaka sayısını açıklıyor ve hükümetler, sınırları kapatma, uçuşları durdurma gibi önlemleri ve diğer kararları buna göre alıyorlar. Kentler, kentlerimiz için de bu tür önlemler alınması gerekmez mi?" diye konuştu.
Çocuk sahibi çalışan anne ve babalara dönüşümlü olarak ücretli çocuk izni verilmesi gerektiğini ifade eden Tiryaki, "Şehir hastaneleri derhal kamulaştırılmalıdır. Şehir hastaneleri kurulduğu için kapatılan hastaneler derhal karantina hastanesine dönüştürülmelidir. Karantina altındaki hastalar ile diğer hastaların birbirini etkilemesi engellenmelidir." değerlendirmesinde bulundu. Tiryaki, "Ülke siyasetinin merkezine yerleştirilen ve büyük acılara yol açan silahlanma politikalarından, büyük inşaat ihaleleri işlerinden derhal vazgeçilmelidir. Neden? Çünkü buradan ayrılacak kaynaklarla halklarımızı, yurttaşlarımızı sağlıklı bir şekilde yaşatabiliriz, onların sağlığını garanti altına alabiliriz." dedi.
Tiryaki, özel sektördeki çalışanlara en az üç ay maaş güvencesi verilmesi gerektiğini ve İşsizlik Fonu'nun da bu amaçla kullanılabileceğini kaydetti. Tiryaki, hasta ve yaşlı tutuklu ile hükümlüler hakkında derhal inceleme ve tahliye kararları verilmesi gerektiğini, İran'ın bu süre içerisinde 85 bin kişiyi cezaevlerinden tahliye ettiğini söyledi. Tutukluluğun adli kontrol önlemlerinden yalnızca bir tanesi olduğunu, mevzuatta tutukluluk dışında da adli kontrol önlemlerinin bulunduğunu belirten Tiryaki, "Dolayısıyla akla gelecek tek adli kontrol tutuklama değil. Adalet Bakanlığının da girişimleriyle mahkemelerin bu konuda derhal bir yol alması ve elbette ki tamamı olmayacak ama tutuklu olanların olabildiğince tahliye edilmesi için girişimlerde bulunulmalı. Çocuklu olanlar, yaşlılar, hastalar hükümlü olsalar da cezalarının infazı ertelenmeli ve tahliye edilmelidirler." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi"ni açıkladığını anımsatan Tiryaki, "Dünkü pakette 21 başlık var ve bunlardan sadece 4 tanesi halk sağlığıyla ilgiliydi. Cumhurbaşkanı, konuşmasının başından sonuna tek bir kez halk sağlığı lafını kullanmadı." dedi.

Kaynak: AA
19 Mart 2020 Perşembe 16:52

Son Dakika