TRT World Forum 2019

Birleşik Krallık Lordlar Kamerası Üyesi Nazir Ahmed, 'Ben Budist dininin dünyadaki en barışçıl din olduğunu düşünüyordum ama Burma'da gördüklerimiz, Rohingya topluluğuna yapılanlar ya da Sri Lanka'da yapılanlar son derece korkutucu.' dedi.

Birleşik Krallık Lordlar Kamerası Üyesi Nazir Ahmed, "Ben Budist dininin dünyadaki en barışçıl din olduğunu düşünüyordum ama Burma'da gördüklerimiz, Rohingya topluluğuna yapılanlar ya da Sri Lanka'da yapılanlar son derece korkutucu." dedi.
TRT World Forum kapsamında düzenlenen "Kürselleşen dünyada kimlik politikaları" panelde konuşan Ahmed, siyasilerin 11 Eylül öncesi ve 11 Eylül sonrası halka vaatleri konusunda ciddi değişiklikler olduğunu belirterek, "Eskiden 'size iş bulacağız' vaadinde bulunuyorlardı. 11 Eylül'den sonra halka yönelik taahhütleri daha çok güvenlik üzerinden şekillenmeye başladı." ifadelerini kullandı.
Ülkelerin demokratikleşme ile küreselleşmeyi bir arada gerçekleştirmesinin mümkün olduğunu kaydeden Ahmed, "Ama orada hesap verebilirlik olması gerekiyor." dedi.
Küreselleşmenin ekonomi, eğitim ve teknoloji gibi pek çok alan için son derece faydalı olduğunu dile getiren Ahmed, kendisini endişelendirenin internet ortamındaki sağ ve faşist etkileşimler ve hareketler olduğunu kaydetti.
"Mesela ben Budist dininin dünyadaki en barışçıl din olduğunu düşünüyordum ama Burma'da gördüklerimiz, Rohingya topluluğuna yapılanlar ya da Sri Lanka'da yapılanlar son derece korkutucu." ifadelerini kullanan Ahmed, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla küreselleşme çok dikkatli bir şekilde ele alınmalı. Kötü insanların cazip bulduğu bazı siteler var. Avrupa'da da ABD'de de yetkililer bunu tamamen kontrol altına alabilmiş değil. Norveç'te korkunç suçlar işleyen, 70-80 sivile karşı suçlar işleyen bir adam var, Yeni Zelanda'da benzer örnek var. Hepsinin faşizmle ilgisi var. Yani küreselleşme bazı zorluklar ortaya koyuyor ama ben yine de kişisel olarak iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Sadece çok dikkatli bir şekilde dokumalıyız bunu."
İngiltere'de hiçbir Müslümanın kimlik politikası veya İslam kimliği üzerinden parti temsilcisi seçilmediğini aktaran Ahmed, şöyle konuştu:
"İngiliz Müslümanlar Forumu'nu kurdum. Müslüman haklarıyla ilgili Lordlar Kamarası'na gittiğimde pek çok Müslüman mevkidaşımın helal et veya ibadet tesisleri gibi hassas konuları unuttuğunu görüyordum. Hatta 'Bir kadeh şarap içtiğin sürece iyi bir Müslümansındır' gibi bir ifade duydum. Bazı toplumlarda böyle. Domuz etli bir sandviç yiyip bir kadeh de şarap içiyorsanız, Müslüman olmanıza rağmen sizi kendilerinden biri gibi kabul ediyorlar. Ama bunu yapmazsanız o zaman sizi kabul etmiyorlar. Yani kimlik politikaları sendikalar gibi düşünülebilir."
Pakistan Eski Senatörü ve Eski Devlet Bakanı Javed Jabbar ise bireysel haklar, kadın hakları, azınlıklar ve siyahi vatandaşların haklarının korunması için kimlik politikalarının yürütülmesinin doğru bir şey olduğunu belirterek, kimlik politikalarının başkaları üzerinde bir baskı mekanizması haline getirilmesinin son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.
Jabbar, şunları söyledi:
"Ancak başkalarına baskı oluşturmak için, onlarda korku yaratmak için -ki faşist hareketlerin çoğu bunu yaptı Avrupa'da- mesela mülteci krizini kendi çıkarları için kullandılar. İslam ve Müslümanlarla ilişkilendirdiler. İşte o zaman kimlik politikaları tehlikeli hale geliyor. İsrail'de Filistinlilere uygulanan politika buna paralel işliyor. Özellikle Filistinlilere karşı olan nefret söylemi Müslümanlara olan nefretle eşdeğer. Daha fazla toprağa sahip olma isteği, hatta Filistinlilere hiçbir hak tanımama, İsrail'de küçük grupları bir araya getiriyor."

Kaynak: AA

21 Ekim 2019 Pazartesi 14:07

Birleşik Krallık, Sri Lanka, Güncel