Türkiye Olarak Sonuna Kadar Takipçisi Olacağız'

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 'Bu konu (Cemal Kaşıkçı cinayeti) Birleşmiş Milletler dahil uluslararası tüm mekanizmalar dahil nereye gitmesi gerekiyorsa Türkiye olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, asla bu konu kapatılmayacak.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Bu konu (Cemal Kaşıkçı cinayeti) Birleşmiş Milletler dahil uluslararası tüm mekanizmalar dahil nereye gitmesi gerekiyorsa Türkiye olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, asla bu konu kapatılmayacak. Temel yaşam hakkına, bir insan hayatına kastedilen bir meselenin Türkiye olarak sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz." dedi.

Bakan Gül, katıldığı bir televizyon programında vatandaşların, "Dava açtım ama Allah bilir ne zaman biter." tepkilerinin olduğunu ifade ederek, yeni düzenlemeler yaptıklarını anlattı.

"Geç gelen adalet, adalet değildir." diyen Gül, hakim, savcı ve avukatlarla görüşme yapıldığını, belli konularda yargılamanın hangi sürelerde tamamlanacağına dair süre belirlendiğini belirtti.

Gül, "Yargıda Hedef Süre" ile ilgili şu örnekleri verdi:

"Mesela kasten adam öldürme, savcılık aşaması ortalama sistemde bakıldı 627 gün sürüyormuş. 627 gün ortalama süre sonrasında dava açıyor savcı. Adam öldürme, 627 gün. Şimdi 1 Ocak'tan sonra bu konuyla ilgili savcı dosyayı önüne aldığında kasten adam öldürmede hedef süresi 150 gün. Yani 150 günde bu konuyu bitirip, davayı açma ya da ne şekilde sonuçlandıracaksa soruşturmayı bitirecek. Cinsel saldırıyla ilgili savcının önüne bir konu geldi. Baktık, ne kadar sürüyor ortalama, savcılık aşaması? 243 gün, ortalaması. Bu 43 gün olan da var, 643 olan da var. Ortalamasını söylüyoruz. Şimdi 120 gün hedef süre olarak konuyor. Cinsel saldırıda 120 gün hedef süre."

Gül, bin 457 dava, 220 soruşturma türü için hedef süre belirlendiğini, adil yargılamanın esas olduğunu vurguladı.

Nafaka konusunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile çalışma yaptıklarını anlatan Gül, "Elbette çok ciddi anlamda ele alınması gereken bir konu. Taraflardan birini de mağdur etmeye yol açmadan bu husus enine boyuna tartışılıyor. Aile Bakanlığımızın da bu konudaki yönetiminde bu süreç, yakın zamanda yine nasıl bir çerçeve çizileceği belli olacaktır. Elbette konu Meclis'in takdirinde olan bir konu ama Aile Bakanlığı ile çalışmaların tam nihayete ermesi ve gerçekten kamuoyunda tüm tarafları memnun edecek bir çalışmayı biz de arzuluyoruz. Bu konuda bir çözüm ya da bir masaya yatırılması ama yeni mağduriyetlere de yol açmaması da önemli. Umarım yakın zamanda bu konu netleşmiş olur." diye konuştu.

"Yaklaşımımız, güven veren adalet sistemini inşa etmek"

Gül, reformların yapılıp biten işler olmadığını, AK Parti hükümetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde reformcu ve değişimci bir parti olarak sürekli kendisini yenileyen, eksikliklerini tamamlayarak yola devam eden bir yaklaşımda olduğunu ifade etti.

Yargı, reform paketleri gibi çok önemli adımlar atıldığını anlatan Gül, şunları kaydetti:

"Özellikle FETÖ'nün tasfiyesiyle beraber Türkiye'de olağanüstü hal uygulamaları oldu, Türkiye'de darbe girişimi oldu, 2019'u artık bu konuda yargıya ilişkin sorunlarının yavaş yavaş aşılarak, güvenin de yine aşılacağı bir sürecin inşasının önemini çok vurguluyoruz. Elbette kimsenin elinde sihirli bir değnek yok. İnsan unsurunun olduğu yerde toplum nasılsa, kurumlar da ona göre şekilleniyor ama bir niyetin, yol haritasının ortaya çıkması çok önemli. Bu çerçevede Yargı Reform Belgemizi güncelliyoruz, 2023'e kadar Türk yargısı ne şekilde yol izleyecek, ne şekilde parametreler üzerinde inşa edilecek, buna çalışıyoruz. Bunu yaparken de toplumun her kesimiyle bu masanın etrafında konuşuyoruz. Temel yaklaşımımız da güven veren adalet sistemini inşa etmek. Erişilebilir, öngörülebilir hukuk düzeni oluşturmak. Bu bizim temel yaklaşımımız."

"İlave bir sınavdan bahsediliyor"

Gül, nicelik itibarıyla adliye binalarını, hakim-savcı sayısını, teknoloji imkanlarını çok geliştirdiklerini vurgulayarak, artık nitelik sorunu üzerinde çalıştıklarını aktardı.

Hukuk eğitiminin kalitesini artırmak, hukukçuların mesleğe başlamadan önce bir sınava girerek, sınavdan sonra noter, avukat, hakim-savcı olacağı bir sistem üzerinde çalışıldığını dile getiren Gül, şöyle devam etti:

"Herkes kendi sınavını da ayrıca yapabilecek. İlave bir sınavdan bahsediliyor. Bu önemli, yani niteliği arttırma anlamında. Hukuk fakültesinden mezun olan birisi yani 'hiçbir şey olmasa avukat olurum.' şeklinde bir yaklaşım aklına gelebiliyor ya da farklı bir düşünce içerisine girebiliyor. Niteliği arttırıcı hukuk eğitimini merkeze aldık. Hukuk fakültelerinin sayısının bu konuda daha azaltılması, öğrenci sayısının azaltılması ile öne çıkan başlıklardan birisi. Daha nitelikli öğrencilerin yine orayı tercih edeceği bir sistem üzerinde çok değerli hocalarımızla da tartışıyoruz. Bu konuda YÖK'ün de öncülüğünde bir modeli çalışıyoruz. Hakim-savcı yardımcılığı müessesesini masaya yatırdık. Okulu bitiriyorsunuz, hemen stajınızı yapıyorsunuz, 6 ay-bir yıl. Kura çekiyorsunuz, bir asliye cezada, sulh cezada hakim oluyorsunuz ya da savcı oluyorsunuz. Vatandaşlarla ilgili pratiği görmeden, teoriyi tam daha iyi görmeden kürsüye çıkıyorsunuz. Bu hakim-savcılarımızın değil, bu bizim çözmemiz gereken bir konu. Hakim yardımcılığı, savcı yardımcılığı Türk hukuk sistemine ilk girecek bir sistem. Belli bir dönem hakim nezaretinde bazı işleri yaparak, nasıl karar verilir, nasıl işlem yapılır bunu örecek. Yani kürsüye çıkmadan kürsünün yanında hakim nasıl davranıyor taraflara, bağımsızlık, tarafsızlık. Amacımız teori ve pratiği aldıktan sonra kürsüye çıkması hakim ve savcıların."

Hakim ve savcı yardımcılığından sonra da sınav yapılacağını dile getiren Gül, bu sistemi değerlendirdiklerini söyledi.

Gül, af konusu ile ilgili olarak, "Cumhurbaşkanımızın açıklamaları gayet net, toplumun bu husustaki duyarlılığını dikkate alıcı adımları attık ve bundan sonra da hep atacağız. Bizim yapmaya çalıştığımız infaza ilişkin, denetimli serbestlik ya da diğer hususlarla ilgili nasıl bir infaz önerileri olur bu konuda çalışıyoruz. Siyaseten de partimiz bu konuda gerekli değerlendirmeyi yapacaktır. Elbette tüm siyasi partilerle de görüşülecektir ama bu konuda asla toplumu rahatsız edici bir af şeklinde bir düzenleme olmayacağını Sayın Cumhurbaşkanımız da açıkladı. Çalışmalar devam ediyor. Siyasetin vereceği bir karardır." ifadelerini kullandı.

Cemal Kaşıkçı cinayeti

Gül, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Türkiye'nin başından itibaren büyük bir titizlik gösterdiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üstü örtülecek, Allah bilir kimin üzerine fatura edilecek bu mesele Suud taraflarınca da artık inkar edilmeden Türkiye'nin bu kararlı tutumuyla herkes olayın ne olduğunu anladı. Bir ara hatırlarsanız 'Montlu birisi çıktı, şurada gözüktü, konsolosluktan çıktı' gibi şeyler söylendi. Belki de (Türkiye'nin üzerine yıkmak) öyle bir niyet de vardı ama son tahlilde Türkiye bu konuda bütün dünyanın takdir ettiği bir süreci başarıyla sürdürdü. Bu konu Birleşmiş Milletler dahil uluslararası tüm mekanizmalar dahil nereye gitmesi gerekiyorsa Türkiye olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, asla bu konu kapatılmayacak. Temel yaşam hakkına, bir insan hayatına kastedilen bir meselenin Türkiye olarak sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Şu an itibarıyla 18 kişi hakkında iade talebini Suud makamlarına ilettik. Elbette Suç Türkiye'de işlendiği için Türkiye bu konuda yargılama yapmaya yetkili bir mercidir. Türk makamları, Türk yargısı bu konuda soruşturmasını yapacak ve savcılık takdiriyle davası açılacak ve Türkiye'de yargılama devam edecekti. Bu konuda tüm dünyanın desteğiyle meselenin aydınlatılması konusunda sonuna kadar çabamızı sürdüreceğiz. Kırmızı bültenle İnterpol üzerinden tüm süreçler takip ediliyor, iade talepleri de takip ediliyor."

Bakan Gül, hayvan hakları konusunda da Adalet Bakanlığı olarak çalışmalar yaptıklarını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasalaştırmasını beklediklerini söyledi.

Türkiye'de özgürlüklerin en geniş anlamda kullanılması gerektiğini savunduklarını dile getiren Gül, "Ancak bu özgürlükler, hiç kimsenin bir başkasına hakaretini elbette mazur göstermez. Terörü, şiddeti, terör örgütünü propaganda ve vandalizmi, şiddeti teşvik edici eylemler hiçbir yerde mazur görülmez. Düşünce özgürlüğü sonuna kadar kullanılmalı ama bu ifade özgürlüğü elbette şiddeti, terörü öven, propagandasını yapan ya da kişi hukukuna saldırıda kullanılmamalı." şeklinde konuştu.

(Bitti)

Kaynak: AA

30 Aralık 2018 Pazar 12:41

Türkiye, Güncel