Türkiye-Rusya çalıştayı yapıldı

Türk Tarih Kurumu Başkanı Refik Turan, karşılıklı ekonomik ilişkilerin Türkiye ve Rusya'yı birbirine bağladığını belirterek, 'Çok sayıda Türk vatandaşı Rusya'da çalışıyor.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Refik Turan, karşılıklı ekonomik ilişkilerin Türkiye ve Rusya'yı birbirine bağladığını belirterek, "Çok sayıda Türk vatandaşı Rusya'da çalışıyor. Binlerce Rus turistin tercih ettiği ülke Türkiye. Yine binlerce Rus'un yerleştiği ülke Türkiye. Dolayısıyla iki devlet ve millet bugün birbirine her zamankinden daha yakın. Her zamankinden fazla beraber yürümeye mecbur durumunda." dedi.
Boğaziçi Üniversitesi tarafından düzenlenen "Türk-Rus İlişkileri Birinci Çalıştayı", üniversitenin İbrahim Bodur Oditoryumunda gerçekleştirildi.
Boğaziçi Üniversitesinde Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından düzenlenen Rusya Araştırmaları Birinci Çalıştayı'nın 1. gününde düzenlenen oturumda Türk Tarih Kurumu Başkanı Refik Turan Türkiye'nin ve Rusya'nın özellikle 102 yıldır önemli ölçüde birbirlerini etkileyen ülkeler olduğunu, barış içinde yaşadığını ve bu sürecin Astana Zirvesi'yle de devam ettiğini söyledi.
Türkiye Rusya ilişkilerinin tarihi seyrine dair birtakım bilgiler paylaşan Prof. Dr. Turan, Birinci dünya savaşının iki ülke ve iki millet için olağanüstü bir başlangıç olduğunu vurguladı. Turan, "Bu büyük savaşın sonunda Osmanlı devleti yıkıldı, Türkiye Cumhuriyeti ve bazı Arap devletleri kuruldu. Rusya ise bu savaştan kendi isteğiyle çekildi. Zira içeride büyük bir devrim olmuştu. Osmanlı devletinin yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sırasında dünya beklenmedik bir şekilde iki milletin yakınlaşmasını yaşadı. Bu da yılarca birbiriyle savaşmış iki komşunun, Ruslar ve Türklerin bir bakıma kader birlikleriydi." diye konuştu.
Anadolu'da Türklerin yeni Türkiye devletini kurmak için zorlu bir istiklal savaşına girdiğini ve bu süreçte Ruslardan büyük yardım aldığını kaydeden Prof. Dr. Turan, "Osmanlı'nın siyasi teşkilatı, ordusu maliyesi dağılmış Osmanlı devletinin böyle bir mücadeleyi yapması mümkün değildi. Bu noktada Rusya'dan mali ve askeri anlamda yardım gelmişti. Yardımların önemli bir kısmı Rusya içinde yaşayan Türkler tarafından toplanmıştı. Bu kuraklıkta yaşamak için suya muhtaç nebatın tam zamanında ihtiyaç duyduğu suyu bulması gibiydi." ifadelerini kullandı.
Öncülüğünü ABD'nin yaptığı "Yeni dünya düzeni" adı altındaki siyasi gelişmelerin bir kez daha Türkiye ile Rusya'yı yakınlaştırdığını iş birliği yapmaya teşvik ettiğini anlatan Prof. Dr. Turan, şöyle konuştu:
"Özellikle İslam dünyasının aleyhine gelişen bir döneme girildi. Yeni dönem olaylarından, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Somalı, Mali, Libya, kötü etkilendi. Özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmelerden Türkiye çok yakından etkilendi. Suriye ile Rusya, ABD, İran, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, İsrail, Ürdün gibi ülkeler yakından ilgilenmektedirler. Bugün Türkiye için en önemli mesele Suriyedir. Zira Suriye'de dağılan siyasi sistem Türkiye için en önemli güvenlik meselesidir. Aslında Suriye bir noktada tüm dünya için bir güvenlik meselesidir. Zira Suriye üzerindeki çatışmanın genişlemesi dünyayı içine alacak bir felaket potansiyelidir. Bu noktada Rusya, Türkiye ve İran meseleyi çözmede dünyada ön almış görünmektedir. Kader Ruslarla Türkleri bir kere daha bir araya getirmiştir"
Prof. Dr. Turan, bugün Türkiye ve Rusya'nın siyasi ve askeri yönden farklı kampta olduğunu ancak bu durumun iki ülkenin bir araya gelmesine, çözüm üretmesine engel olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Karşılıklı ekonomik ilişkiler her iki devleti ve milleti birbirine bağlıyor. Çok sayıda Türk vatandaşı Rusya'da çalışıyor. Binlerce Rus turistin tercih ettiği ülke Türkiye. Yine binlerce Rus'un yerleştiği ülke Türkiye. Dolayısıyla iki devlet ve millet bugün birbirine her zamankinden daha yakın. Her zamankinden fazla beraber yürümeye mecbur durumunda."
"Ülkemizde Türk-Rus ilişkilerine dair ciddi bir çalışma olmadı"
Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da tarih disiplini içinde Amerikanlaşma sebebiyle Rusçaya çok ilgi duyulmadığını söyledi.
Amerikanlaşma sürecinden Türkiye'nin de etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Ortaylı, "Bu yüzden ülkemizde Türk-Rus ilişkilerine dair ciddi bir çalışma olmadı. Çalışmalar Mehmet Perinçek'le daha yeni yeni başladı." dedi.
Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi Prof. Dr. Leonid Losifovich Borodkin ise Osmanlı'da etkili olan Avrupa etkisinin 1930'lu yıllarda Rusya'yı nasıl etkilediğine dair bilgiler paylaştı.
Cumhuriyetin kuruluşu ve Rusya'da yaşanan devrim sırasında Avrupa etkisinin daha da arttığını kaydeden Borodkin, "Devrim zamanında her iki ülke de Avrupa'nın etkisi altında kalmıştı. 1905-1907 Devriminden sonra çoklu parti sistemi ortaya çıktı. Rus parlamentosu olan Duma etkili olmaya başladı. Rus Çarlığı'nda parlamento alışılmamış bir durumdu, çünkü resmi olarak Çar yönetiyordu ama parlamento çok demokratik bir adımdı." şeklinde konuştu
"Türkiye-Rusya ilişkileri taktiksel değil stratejik"
Atatürkçü Düşünce Kulübü adına konuşan Şafak Erdem de TSK'nin Fırat'ın doğusuna düzenlediği operasyon ile ilgili "TSK emperyalist devletler tarafından bütün dünyanın gözleri önünde desteklenen terör örgütüne karşı vatan bütünlüğümüzü korumak, vatanımızı savunmak için bir kez daha harekete geçmiş bulunuyor. ADK olarak bütün bilincimizle ve kalbimizle komutanlarımızın ve Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz." dedi.
Erdem, özellikle son 3-4 yıllık süreçte Türkiye ile Rusya arasında ekonomik, siyasi, askeri, kültürel alanlarda gelişen ilişkileri görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.
Suriye'deki savaşın sona erdirilmesinde Türkiye, Rusya ve İran'ın yürüttüğü Astana süreci, Rusya doğalgazını Avrupa'ya taşıyan boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi ve adının Türk Akımı olması gibi pek çok örneğin, ilişkilerin geçici değil kalıcı, taktiksel değil stratejik olduğunu gösterdiğini kaydeden Erdem, şöyle devam etti:
"Geçtiğimiz yıllarda hem Rusya'da hem Türkiye'de Kızılordu'yla Mehter Takımı birlikteliğinde düzenlenen konserler gibi etkinliklerin birbirimizi daha iyi tanımak için önemli bir kapı açtığını görüyoruz. 26 Aralık 2016 tarihinde uçağın düşmesi sonucu yaşamını yitiren Kızılordu mensuplarını saygı ile anıyoruz. Bütün bu benzerliklere ve karşılıklılığa dayanan ihtiyaçları göz önünde bulundurunca, iki ülkenin bilim ve kültür dünyalarının daha fazla doğrudan temasa geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönde bir adım olarak hem Rusya tarihinden kesitleri, hem de Rusya-Türkiye ilişkilerini karşılaştırmalı şekilde inceleyeceğimiz. Çalıştayımızın hepimiz için öğretici, keyifli ve daha ileri adımlar için teşvik edici olmasını diliyorum."

Kaynak: AA

10 Ekim 2019 Perşembe 16:21

Türk Tarih Kurumu, Türkiye, Rusya, Güncel