Türklerin Almanya'ya Göçünün 50. Yılı

Kültür, Tarih ve İntegrasyon Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Araştırmacı-Yazar Dr.

Kültür, Tarih ve İntegrasyon Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Araştırmacı-Yazar Dr. Latif Çelik, Sirkeci'den kalkan trenlerle Orta Avrupa'nın sanayi toplumuna 50 yıl önce hediye ettiği Türk işçilerinin, 2011'de 4,5 milyonluk güç olarak ortaya çıktığını söyledi.



Çelik, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, göçün ilk yılarında Almanya'nın Türkleri ciddiye almadığını ve gurbetçilerimizi "Misafir işçi" sıfatıyla gördüğünü belirterek, "Türkiye de affedilmez hatalar yaparak bu topluma 12 yıl sonra imam, 14 yıl sonra da öğretmen gönderdi. 1961 ve 1971 yılları arasında Türkiye arşivlerinde hiç bir sosyolojik araştırmanın olmaması,Türkiye'nin buradaki vatandaşlarına, döviz gönderen grup olarak baktığını ortaya koyuyor" dedi. "Almanya'nın ise göçmenlerin Almanca öğrenmesi



gerektiğini ancak 30 yıl sonra farketti" diyen Çelik, "Çünkü 50 yıl önce yabancıların burada kalıcı olduğunu bir Alman bürokratın dile getirmesi pek de kolay değildi" şeklinde konuştu. 20. asrın en büyük insani göçlerinden biri yaşanırken göç alanların da göç verenlerin de konuya ciddi eğilemediğini ifade eden Dr. Çelik, "İşin insani boyutu hiç düşünülmeyince sosyologlar da ilgilenmedi yıllarca. Bu göçe 'evet' diyenler için anadan yardan ve çocuklardan ayrılmak kolay değildi ama başka da çare yoktu. 60'lı



yılların Türkiyesi'nde köyün kahvesinde oturmak ile 2 dönüm tarladan 10 gülek buğday beklentisi arasında saklı idi bir çoğunun küçük Anadolu köylerindeki hayatı. Almanya'ya Türk işçi göçünün ne kadarı hangi açılardan mercek altına alındı onu zaman gösterecek ama bu zor ve karmaşık sürece gereken önemi Alman ve Türk bürokrasisi hiç bir zaman vermedi" dedi. Çelik şunları kaydetti; "Türk işçilerinin gönderdiği dövizler Ankara için çok önemliydi. İşçi dövizleri uzun yıllar bütçe açıklarını kapatan en önemli



kalemlerden sayıldı. 1970 yılında Türkiye'nin yıllık bütçesinin yüzde 23'ü işçi dövizleri beklentisi ile yapıldığı göz önüne alındığında Almanya'da çalışanların önemi hemen ortaya çıkar. Ankara siyaseti kara trenler ile gurbete gidenleri işsizler ordusunu eritmek ve delik bütçelere yama yapan kahramanlar olarak görürken, Alman siyaseti Türk işçilere Almanca öğretilmesi gerektiğini ancak 30 yıl sonra kavrayabildi. Her iki ülkenin yöneticileri de sayıları zaman içinde milyonları bulan bu topluluğa sadece



yüzeysel bir siyasal ilgi gösterdiler. Türk işçi göçünün 50. yılına her hangi bir anlam yüklemeyen milyonlarca Alman kendi ülkelerinin de yakın tarihini bilmiyor demektedir. Bilimsel tarih, ayrım yapmadan olup bitenleri kayıt altına almak ise, Türkiye ve Almanya yakın gelecekte kaybolacak böyle bir hazineye beraber el atmalılar. Bu yıl her yerde tören yapılıyor ve daha da yapılacak. Alman ve Türk siyasiler 50. yılı kutlayacak. Başbakanlar ve Cumhurbaşkanları birbirine ve topluma karşı süslü kelimeler ile



yaldızlı sözler sarf edecek. Mikrofonlara Türklerin Almanya'nın son 50 yılda yaşadığı gelişmesinde çok ama çok büyük katkılarının olduğunu vurgulayıp içtenlikle teşekkür edecekler. Peki 51.yılda ne olacak? Yine integrasyon kelimelerinin altına odun olduğu kazan kaynatılarak seçimlerin ve iç politikanın şamar oğlanı olmaya devam edecek Almanya Türkleri. Bu göçü önemseyip, Avrupalı Türklerin geleceğinin teminatı ve temeli olarak görenlerden bir ricada bulunayım; Geleceğimiz için birlikte dileyelim ve tarih



bizden "Dua eden adsızlar" diye bahsetsin. 2061 yılnda göçün 100. yılı benliğini unutmayan Türk Toplumu olarak kutlayan nesiller olması dileğiyle". - ADANA

Kaynak: İHA
09 Ocak 2012 Pazartesi 12:11

Son Dakika