Uluslararası Mecelle Sempozyumu

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 'Dünyanın, bütün bu yaşanan zulümlere karşı adil bir sisteme, anlayışa ihtiyacı var. İşte bu adil anlayışın bayraktarlığını yapan ecdadımız ve onun bu mirasını sürdüren Türkiye, inşallah bu sesi daha yüksek bir şekilde söylemeyi, seslendirmeyi de sürdürecektir.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Dünyanın, bütün bu yaşanan zulümlere karşı adil bir sisteme, anlayışa ihtiyacı var. İşte bu adil anlayışın bayraktarlığını yapan ecdadımız ve onun bu mirasını sürdüren Türkiye, inşallah bu sesi daha yüksek bir şekilde söylemeyi, seslendirmeyi de sürdürecektir." dedi.
Gül, Bursa'da bir otelde düzenlenen "Uluslararası Mecelle Sempozyumu"nun açılışında yaptığı konuşmada, sempozyumu organize eden Türkiye Adalet Akademisine ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Türkiye'de daha önce de Mecelle sempozyumları düzenlendiğini hatırlatan Gül, uluslararası nitelikte olmasının bu sempozyumu farklı kıldığını, her köşesi tarih kokan Osmanlı'nın başkenti Bursa'nın sempozyuma ev sahipliği yapmasının da aynı bir anlamı bulunduğunu dile getirdi.
Gül, İslam medeniyetinin bir adalet medeniyeti olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"Kur'an-ı Kerim'in pek çok ayetinde adalet kavramı geçer. Her cuma farkında olmadan dinlediğimiz ayetin anlamı, Nahl Suresi'nin 90. ayetinde 'Muhakkak ki Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.' buyurmaktadır. Gerçekten de dünya düzeninin A,B,C'si, anahtarı adalettir. Hazreti Peygamber hayatının her safhasında adaleti öncelemiş, bu kavramı mühimsediğini göstermiştir. Veda Hutbesi'ndeki 'Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha takvadan öte hiçbir üstünlüğü yoktur.' sözleri, adaletin, eşitliğin bir manifestosu mahiyetindedir. İşte bu topraklar, bu tarih, bu medeniyet adaleti böylesine önceleyen bir inanç etrafında halelenmiş, yükselmiş ve ilerlemiştir."
"Dünyanın ihtiyaç duyduğu adaletli sistem arayışıdır"
"Ecdadımız asırlarca bu topraklarda bu medeniyeti geliştirmiş, hayatın her bir alanında 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı hep hükümdar olmuştur. İnsanı yaşatmanın temel şiarı ise her zaman adalet olmuştur. Osmanlı adaleti dünya ölçeğinde asırlarca bir mihenk özelliği taşımıştır." diyen Bakan Gül, şöyle devam etti:
"Bu adil idare sistemiyledir ki Bizanslı Grandük Lukas Notaras 'Başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz.' demiştir. Bu adil idare sistemiyledir ki İspanya Yahudileri uğradıkları zulümden kurtulmanın yolunu bir insanlık, adalet adası olan Osmanlı'ya sığınmakta bulmuşlardır ve Osmanlı 6 asır boyunca, bütün mazlumlara, sığınmak isteyen her kesime bir kucak açmıştır. Diline, dinine, etnik kökenine bakmadan Osmanlı'ya, bu ata yurda kim gelmek istemişse, kim kapısını çalmışsa kapısını her zaman açmıştır. 6 asırdır hüküm sürdüğü hangi coğrafya olursa olsun, o coğrafyada da kimsenin dinine, diline etnik kökenine hiçbir şekilde baskı yapmamış, adil bir irade hüküm sürmüştür. Bugün bunun örneklerini işte bugün Filistin'de, Irak'ta, Suriye'de yaşanan hadiseleri gördüğümüzde aslında Osmanlı adaletinin Filistin'de bir Yahudi'nin, Hristiyan'ın, Müslüman'ın nasıl birlikte yaşama kültürünü geliştirdiğini hep birlikte gözler önüne sermektedir. Yüzyıllar boyunca herkes kendi inancıyla bir arada yaşamanın özgürlüğünü bu idare sistemiyle yerine getirmiştir. İşte bugün de aslında dünyanın aradığı, ihtiyaç duyduğu adaletli sistem arayışıdır."
"Dünyanın, adil bir sisteme, anlayışa ihtiyacı var"
Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na katıldığını hatırlattı.
Erdoğan'ın burada tam da bu noktaya işaret ettiğini vurgulayan Gül, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımız, dünyada sadece güçlülerin hukukunun, sözünün geçtiği bir adil olmayan sistemi bütün dünyanın gözleri önüne serdi. Beş kişinin yönettiği bir dünyanın adil olmadığını ifade ederek ve bütün dünyada BM Genel Kurulunda gözlerinin içine bakarak 'dünya 5'ten büyüktür ve bu sürdürülebilir bir sistem değildir.' diyerek dünya hukuk sistemine, dünya siyasi sistemi tarihine geçecek sözleri bir kez daha bütün dünyaya haykırmıştır. Dünyanın, bütün bu yaşanan zulümlere karşı adil bir sisteme, anlayışa ihtiyacı var. İşte bu adil anlayışın bayraktarlığını yapan ecdadımız ve onun bu mirasını sürdüren Türkiye, inşallah bu sesi daha yüksek bir şekilde söylemeyi, seslendirmeyi de sürdürecektir."
Arakan'da, Filistin'de, Irak'ta ve Suriye'de yaşananlara dünyanın seyirci kaldığını belirten Gül, "Vicdanı olmayan ve dünyadaki bu zulme sessiz kalan bütün dünyanın da gerçekten adaletten, insanlıktan, süslü kelimelerden uzak bir şey söylemenin, yapmanın vakti geldi de geçiyor. Bu vesileyle biz bir kez daha güçlülerin değil, haklıların egemen olduğu bir dünya için el birliğiyle mücadelemizi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.
"Mecelle hayatın içindedir"
Ahmet Cevdet Paşa'nın, Tanzimat'ın en çalkantılı döneminde yaşadığını hatırlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çok önemli bir eserle bir hukuk şaheseri olan 'Mecelle'yi kaleme almış, alabilmiştir. İmparatorluk vahdesi adalet inancını, anlayışını, kültürünü eserine yansıtabilmiştir. Mecelle hayatın içindedir. Dünyanın birçok ülkesinde hala etkisini sürdüren, yaşayan bir hukuk manifestosu anlamında hayatın içinde olan dinamik bir hukuk eseridir. Siyasete, hayata ve ekonomik yapıya dokunan çok önemli bir eserdir. Biliyorsunuz, kanun yapma ve yazma çok zahmetli bir iştir. Konunun derlenip toplanması, sonra bu toplanmanın ana mevzuata entegre edilmesi, yani kodifikasyon pek çok zorluğu barındırır. Mecelle bu manada kısa, öz ve vecih ifadeleriyle çok başarılı hukuki bir metindir. Ahmet Cevdet Paşa'nın akıcı üslubu da bu eserin fesahat ve belagat şahaseri olmasını sağlamıştır."
Gül, günlük hayatta, toplumda kullanılan birçok kelimenin Mecelle'den geldiğini hatırlattı.
Bugün birçok Yargıtay kararında da Mecelle'den alınan ilkelerin yorumlandığını ve tartışıldığını ifade eden Gül, şunları dile getirdi:
"Bugün de yarın da bu tartışmalar yapılacak ve inşallah bunlar hukuk aleminde birçok katkıyı da sağlayacaktır. Meceli'nin bütün hukukçuların bilmesi gereken 1792. maddesinde geçen 'hakim' tarifi muhteşem bir tariftir. Bugünlerde etik kuralları çalıştığımız bir dönemde, hem Yargıtay Başkanımız hem Hakimler Savcılar Kurulumuz, yargı mensuplarımızın uyması gereken etik kurallar üzerine çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bunları inşallah kamuoyu ile yakın zamanda paylaşacağız. Ama öyle bir hakim tarifi var ki bunun burada çok değerli yargı mensuplarımızın da siz değerli misafirlerimizin yanında da bir kez daha hatırlatmak istedim. Hakim, hakim, fehim, müstakim ve emin, mekin, metin olmalıdır. Yani önce kendisine hakim, bilgiden üstün, tedbirli, hikmet sahibi. Fehim, anlayışlı, zeki. Müstakim yani dosdoğru, yansız tarafsız bir şekilde hüküm vermeli. Cesur ve güvenilir olmalı. Mekin olmalı, sakin, vakar sahibi. Metin olmalı, yani güçlü suçlu karşısında dayanıklı olmalı. Bu gerçekten uluslararası hukuk anlamında da manifesto niteliğinde çok önemli bir tariftir. Çok önemli bir tanımdır."
Sempozyuma, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Valisi İzzettin Küçük, bazı milletvekilleri, Ürdün ve Ummandan gelen yüksek mahkeme başkanları, başsavcılar ve bilim adamları katıldı.
25 Eylül 2017 Pazartesi 13:34

Filistin, Bursa, Türkiye, Politika, Güncel