Umut Operasyonu Davası' Yeniden Görülüyor

Kamuoyunda 'Umut Operasyonu Davası' olarak bilinen davanın sanıklarından Recep Aydın, Hasan Kılıç, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin ve Yusuf Karakuş'un yeniden yargılanmasına başlandı.

Kamuoyunda "Umut Operasyonu Davası" olarak bilinen davanın sanıklarından Recep Aydın, Hasan Kılıç, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin ve Yusuf Karakuş'un yeniden yargılanmasına başlandı.

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan davada, Anayasa Mahkemesi, bazı sanıklar yönünden yargılamanın yenilenmesi kararı vererek, dosyayı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Aydın, Kılıç, Şahin, Tekin ve avukatları, davaya müdahillik talebinde bulunan İçişleri Bakanlığı avukatı ile Mumcu ailesinin avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, duruşma öncesinde, Yurt Atayün, Ömer Köse, Osman Özgür Açıkgöz, Muhammed Kaya, Erkan Ünal, Mehmet Işık, Selman Yuyucu, Necati Arslan, Oğuzhan Ceylan, Gafur Ataç, Kürşat Durmuş, Ensar Doğan, İsa Ardıç ve İsmail Yalınız'ın katılma talebinde bulunduklarını bildirdi.

Kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan sanıklardan Tekin, polisteki ifadelerinin zorlamayla alındığını iddia ederek, "Avukatlarımızla görüştürülmedik. İfadelerimiz okutulmadan sadece imza atacağımız yerler gösterildi. Polise verdiğim ifadeleri kabul etmiyorum. Savcılıkta ve mahkemede bu ifadeleri de kabul etmedim. Örgüt üyesi değilim, böyle bir örgüt de yok zaten, beraatımı talep ediyorum." diye konuştu.

Tekin'in avukatı Mehmet Okatan da müvekkilinin beyanlarına katıldığını belirterek, "Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, soruşturma aşamasındaki beyanların dosyadan çıkarılması gerekmektedir. Bu insanlar, Selam gazetesi çevresinde bir araya gelmiş kişilerdir. Herhangi bir örgütle bağlantıları yoktur." dedi.

O dönemin bakanlarının "namus meselesi" olduğunu belirtmelerine rağmen cinayetlerin aydınlatılamadığını dile getiren Okatan, FETÖ kumpasıyla böyle bir örgütün oluşturulduğunu kaydetti. İşkenceye uğrayan sanıkların aileleriyle de tehdit edildiğini anlatan Okatan, "Savcılığa ve sorguya Polis getirilmiş ve bu beyanlara göre hüküm kurulmuştur. Müvekkilimin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Sanıklardan Aydın ise yargılamanın hiçbir aşamasında suçlamayı kabule yönelik beyanı olmadığını öne sürerek, "Mahkumiyet kararı, tanık beyanlarına dayandırılmıştır ancak Anayasa Mahkemesi kararından sonra bu beyanlar da hükümsüz kalmıştır. 8 yıllık yargılanma sürecimde adım soyadım dışında hiçbir şey sorulmamıştır. Suçlamaları kabul etmiyorum, böyle bir örgütü de ne tanıyorum ne de biliyorum." diye konuştu.

"FETÖ aleyhine yayınlarımız vardı"

Sanıklardan Kılıç, asıl mesleğinin avukatlık olduğunu ancak gazete, dergi ve yayıncılıkla uğraştığını, Tevhid dergisi ve Selam gazetesinin sahibi olduğunu söyledi.

Yaptıkları işlerden dolayı üzerlerine oyun kurgulandığını öne süren Kılıç, şunları kaydetti:

"Bu kurgu, uzun yıllara dayansa da kumpas ve yargı uygulamaları yönünden benzer niteliktedir. Polis, savcı ve yedek hakimlikteki beyanlarımızın bir kısmı aleyhimize gözükse de bunlar, özgür irademizle verilen beyanlar değildir, işkence altında alınmıştır. 2000'li yıllarda siyasi ve hukuki kurumlar, bir cinnet halindeydi. Medya ve siyasi otoritenin durumu da malumdu. Gazete ve dergimiz 'Fetullah Gülen Hareketi' olarak bilinen ve daha sonra FETÖ olduğu anlaşılan kişiler aleyhine yayınlarımız vardı. Ayrıca ABD ve İsrail politikaları aleyhine yayınlar yapıyorduk."

Kılıç'ın avukatı Cüneyt Toraman, Anayasa Mahkemesi kararının gayet açık olduğunu ifade etti. Emniyet ifadelerinin dosyadan çıkarılmasının ardından dava dosyasının boş kalacağını iddia eden Kılıç, şunları söyledi:

"Müvekkilim, gazete ve dergisinde Fetullah Gülen aleyhine yayınlar yapmıştır. Bu yayınlarla ilgili müvekkilim aleyhine kumpas kurulmuştur. Dönemin emniyet yetkililerinden Ali Fuat Yılmazer ve Yargıtayda kararı onayanlar da şu anda tutukludur. Kumpasın baş sorumlusu da dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'dır. Tantan'ın da yargılanması gerekir."

Sanıklardan Şahin de hakkındaki suçlamaların tamamını reddederek, 17 yıldır hukuk mücadelesi verdiğini beyan etti. Kendisinin ve ailesinin çektiği sıkıntılara işaret eden Şahin, beraatini talep etti.

"Kemalettin Özdemir'in tanık olarak dinlenmesini istiyoruz"

Gürdal, Özge ve Özgür Mumcu'nun avukatı Halil Sevinç, yasa gereği yargılamanın yenilenmesi kararına bir diyecekleri olmadığını belirterek, "Sanıklar örgütten yargılanmıştır, bombalama ve adam öldürme suçlarından sorumlu tutulmamıştır. Örgüt adına işlenen bu suçlardan da yargılanmalarını talep ediyoruz." dedi.

Ceyhan Mumcu'nun avukatı Erkin Etike ise "İşkence insanlık suçudur ancak işkencenin varlığının da mahkeme kararıyla belirlenmesi gerekir. Savunmalardaki işkenceye yönelik iddialar önceden değerlendirilmiş ve avukat bulunmadığı için hak ihlali kararı verilmiştir. Suç işlendiğine dair başka deliller de vardır. Biz dönemin 'FETÖ emniyet imamı' olan Kemalettin Özdemir'in tanık olarak dinlenmesini istiyoruz." diye konuştu.

Ceyhan Mumcu da bunun Türk ve dünya kamuoyunu ilgilendiren bir dava olduğunu kaydederek, "TBMM'de iki ayrı araştırma komisyonu kurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin kararı da bağlayıcı niteliktedir. Mağdurları da kapsayan bir yargılama yapılmasını talep ediyoruz. 7 günlük gözaltı ve soruşturma aşamasında avukat bulunmaması ile yargılamanın uzun sürmesi haklı bir tespittir. Ancak bu durumlar cinayeti yok mu sayacak?" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Aykut Tuncer mütalaasında, ilk derece mahkeme sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve konuyla ilgili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaların akıbetlerinin sorulması ve her iki dosyanın iddianame örneklerinin istenilmesini talep ederek, "doğrudan bilgi sahibi olmadığı" gerekçesiyle Kemalettin Özdemir'in tanık olarak dinlenilmesi talebinin reddine karar verilmesini istedi.

Mahkeme Başkanı Köksal, İçişleri Bakanlığının ve diğer kişilerin katılma talebinin reddine, ilk derece mahkeme sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve konuyla ilgili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaların iddianame örneklerinin istenilmesine karar verildiğini bildirdi. Özdemir'in tanık olarak dinlenilmesi talebinin reddine karar veren heyet, duruşmayı erteledi.

Davanın geçmişi

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesi eylemlerinin de arasında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan "Umut Operasyonu"na ilişkin davada ve Yargıtayın bozma kararından sonra tekrar görülen davada, 3 sanığı "yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu" örgütünü kurmak ve yönetmek suçundan, 5 sanığı ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum etmişti.

Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" eylemlerinden 15'er yıl hapis cezasına çarptırılmış, iyi halleri nedeniyle cezaları 12 yıl 6'şar aya indirilmişti.

Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın da "Silahlı suç örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırılmış ve cezaları iyi halleri dikkate alınarak 6 yıl 3'er aya indirilmişti.

Anayasa Mahkemesi, gözaltında tutulduğu tarihlerdeki mevzuatın, gözaltı süresinde avukata erişim imkanı tanınmadığı gerekçesiyle "Silahlı terör örgütü kurucusu ve üyesi olmak" suçlarından mahkum edilen sanıklar Recep Aydın, Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç, Mehmet Şahin ve Yusuf Karakuş'un yeniden yargılanmasına karar vermişti.

Kaynak: AA

10 Mayıs 2017 Çarşamba 16:46

Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç, Recep Aydın, Aydın Kılıç, Politika, Güncel