Üniversite Hastaneleri Birliği 7. Toplantısı

Kocaeli Valisi Ercan Topaca, 'Devlet Hastaneleri ile Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanelerinin Birleştirilmesinden Sonra Ciddi Bir Rahatlamanın Olduğunu Görüyoruz' Dedi

Kocaeli Valisi Ercan Topaca, 'Devlet hastaneleri ile Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin birleştirilmesinden sonra ciddi bir rahatlamanın olduğunu görüyoruz' dedi.

Topaca, Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Umuttepe Yerleşkesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'Üniversite Hastaneleri Birliği 7. Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yönetici olarak sağlık sektörünün çok içinde bulunduğunu ifade etti.

Kaymakamlık ve Valilik görevleri sırasında, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin sorunlarıyla yakından ilgilenme durumunda kaldıklarını dile getiren Topaca, şöyle devam etti:

'Vatandaşlarımızın doğrudan hayatını etkileyen, onun huzurlu, sağlıklı yaşamasını sağlayan pek çok hizmet Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerimizde verilmektedir. üniversite hastaneleri ise iyi ilişkiler içinde bulunduğumuz, fikrimizi paylaştığımız, deneyimlerinden istifade ettiğimiz yerlerdir. Vatandaş hastaneye gittiği zaman tedavinin şeklinden ziyade bir güler yüze, bürokratik işlemlerin azlığına, işini erkenden bitirmeye bakar. Tedavinin sağlanması, hastanın sağlığına kavuşması asıl amaç olmalıdır.

Devlet hastaneleri ile Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin birleştirilmesinden sonra ciddi bir rahatlamanın olduğunu görüyoruz. Daha önce SSK'ya bağlı 35 milyon çalışan, yurt genelindeki 140 hastaneye gitmek zorunda kalıyordu. Birleşmeyle ilk etapta hastane sayısı 800'e çıktı. Bu ciddi bir rahatlama getirdi.'

İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Üniversite Hastaneleri Birliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Yunus Söylet ise bazı eksiklerine rağmen demokratik bir rejimin içinde olmanın memnuniyet verici olduğunu ifade etti.

Türk yüksek öğretimi için sivil toplum kuruluşları, farklı görüşlerde dekanlar, öğretim üyeleriyle bir araya gelerek üniversite hastanelerinin sorunlarını medenice paylaşıp, konuştuklarını vurgulayan Söylet, ülkenin önemli bir kurumunun parçaları olduklarını, görevlerinin ise bu önemli kurumları yönetmek ve yaşatmak olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Söylet, şöyle konuştu:

'Vasco de Gama, 'Hangi limana gideceğini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgarın faydası olmaz' demiş. Biz gideceğimiz limanı biliyoruz. Üniversiteler, Tıp Fakülteleri ve Üniversite Hastaneleri olarak üç temel görevimizin olduğunun bilincindeyiz. Bu görevlerden birincisi bilgi üretmek, araştırma yapmaktır. İkincisi, ürettiğimiz ve üretilmiş bilgiyi aktarmak, eğitim ve öğretimdir. Bu aktarımla ülkeye hizmet edecek, düzgün meslek insanlarını yetiştirmektir. Üçüncü görevimiz ise topluma hizmet etmektir. Üniversite hastaneleri, üniversitelerin topluma direkt olarak hizmet ettikleri ve en önemli, hassas konu olan sağlıkla ilgili hizmet verilen alanlardır.'

Üniversitelerin bir başka görevinin de 'doğruyu ve güzeli aramak' olması gerektiğini savunan Söylet, doğruyu ve güzeli arayan yüreklerin hisli, kuvvetli, yumuşak ve duyarlı yürekler olacağını, özellikle hekimlerin yüreklerinin başka türlü olacağının düşünülemeyeceğini kaydetti.

Yunus Söylet, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Duyarlı, hastalarının derdiyle dertlenen, ama kendi derdiyle de dertlenildiğini görmek isteyen hekimler yetiştirme gayretindeyiz. Bu toplantılar, umarım siyasi erk tarafından somut önerilerimizin daha fazla yerine getirildiği, ülkemiz ve ülkemizin geleceği için işbirliği içinde ortaya koyduğumuz önerilerimizin çok daha fazla ciddiye alındığını göreceğimiz günlerin geleceğini düşlüyorum. Üniversite hastanelerinin, üniversite hastaneleri gibi kalmalarını diliyorum. Üniversite hastanesinin en önemli özelliği, akademik özgürlük ruhudur. Umarım bu ruh hiç bir zaman yok olmaz.'



- AKADEMİK MOTİVASYONUN ÖNEMİ-



KOÜ Rektörü Sezer Şener Komsuoğlu ise Kocaeli'nin Türkiye'nin ikinci büyük sanayi kenti olduğunu anımsatarak, kentin hep böyle anıldığını, büyük bir işçi kesimini barındırdığını söyledi.

Komsuoğlu, 1992 yılında kurulan üniversitelerinin 2 bine yakın öğretim elemanı, 700 civarında öğretim üyesi ve 61 bin öğrencisiyle sanayinin yanında büyük bir beşeri sermaye oluşturduğunu ileri sürdü.

1999 Marmara depreminde büyük bir yıkım yaşadıklarına işaret eden Komsuoğlu, 2005 yılına kadar prefabrik hastane ve dersliklerde hizmet verdiklerini, bu sürede 92 bilimsel yayın yaptıklarını ve 76 uzman personel yetiştirdiklerini kaydetti.

Komsuoğlu, kurumlarda çeşitli performans ölçümlerinin hakim olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Ne yapılırsa yapılsın, ne tür bir ölçüm yapılırsa yapılsın, eğer tıp fakültelerinde maddi getiri motivasyonunu, akademik motivasyonun önüne koyarsanız hiç bir şekilde başarıya ulaşamazsınız. Tam Gün Yasa Tasarısı gündeme geldiği günden itibaren beni korkutan en önemli şey maddi motivasyon olgusuydu. Maddiyatsız tabii ki bir şey olmaz. Tıp Fakülteleri iyileştirilir, öğrencilere eğitim verir ve araştırma yapılır. Eğer tıp fakültelerinde amatör ruhun önüne profesyonel ruhu geçirirseniz, buralarda insan yetiştirilmek zor olur. Ne yaparsak yapalım, tıp fakülteleri öğrencilerini amatör ruhla yetiştirelim.'

Komsuoğlu, düzenlenen toplantılarda performans, maddi motivasyon gibi konulardan çok klinik araştırma, nanoteknoloji, biyomedikal merkezler gibi konuların konuşulmasını arzuladığını belirterek, 'Üniversite hastanelerine mükemmeliyet merkezleri kurulmalı, rutinin dışına çıkılmalı' diye konuştu.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. Yunus Söylet, Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu'na plaket verdi.

(TE-FTH-SEB) - KOCAELİ

Kaynak: AA

22 Ocak 2011 Cumartesi 09:17

Yerel