Ünlü Ressam Bellini'nin Gözüyle Fatih Sultan Mehmet'e Roman Tadında Bir Bakış

İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet'in ünlü portresini yapan İtalyan ressam Bellini'nin İstanbul'da bulunduğu zaman dilimindeki yaşantısı romanlaştırıldı.

İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet'in ünlü portresini yapan İtalyan ressam Bellini'nin İstanbul'da bulunduğu zaman dilimindeki yaşantısı romanlaştırıldı.



Selis Kitaplar tarafından 'Bellini'nin Fatih'i' adıyla yayınlanan ve yazar Mina Oğuz tarafından kaleme alınan romanda Fatih'in isteğiyle 1479 yılında İstanbul'a gelen İtalyan Ressam Bellini'nin İstanbul'da yaşadıkları; Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere Türkler ve Venediklilerle olan dostlukları, Osmanlı Medeniyeti'ne dair intibaları, tehditlere karşı tavrı, latif aşkı, ellilerindeyken içine düştüğü hayat muhasebesi, dönemin tüm tarihi ayrıntılarıyla anlatılıyor. Fatih Sultan Mehmet'in eski bir Venedikli olan doktoru tarafından zehirlenmesi ise tarihimizde sırrı çözülmemiş bir komployu yeniden gündeme taşıyor.



Yazar Mina Oğuz, Sultan Mehmet'in denizlerin başlıca kuvvetlerinden olan güçlü Venediklileri yenmesinin ardından anlaşma maddesi olarak pek çok şart öne sürebilecekken, resmini yapabilecek yetenekli bir ressam istemesinin enteresan olduğunu belirterek, "Bu istek Sultan Mehmet'in Batı'ya dönen yüzünü ispatlar." diyor. Oğuz, şöyle devam ediyor:



"Romanda ana kahramanlardan olan, dönemin meşhur Venedikli ressamı Gentile Bellini'nin hikayesiyle Fatih Sultan Mehmet'i çok daha iyi tanıyor, anlıyoruz. İstanbul'da kaldığı 16 ay boyunca Fatih Sultan Mehmet'in ünlü portresinin yanı sıra birçok tablolar ve çizimler yaparak yeteneği takdir edilen fakat saraydaki varlığından rahatsız olan kimileri tarafından casuslukla suçlanıp, Osmanlı Hünkar'ının Batı'ya dönen yüzünü anlayamayan kıt akıllıların tehdit ve iftiralarına da maruz kalan Bellini ve dönemin gerçekten yaşam sürmüş birçok kahramanı aracılığıyla da siyasetten entrikaya, bilim ve sanattaki gelişmelerden medeniyetimizin asilliğine pek çok konuya değiniyoruz. Bu romanın fetih sonrası İstanbul'u ile Fatih'i tanıma açısından faydalı olacağına inanıyorum."



Mina Oğuz, Fatih ve İstanbul üzerine şimdiye dek yazılan romanların sadece fethi anlattığının altını çizerker, şunları söylüyor:



"Romanda, diğerlerinden farklı olarak fetih sonrası İstanbul'u ve Fatih'in fetihten sonraki icraatlarını anlatıyorum. Nedense Fatih Sultan Mehmet gibi yeryüzünün pek nadir gördüğü büyük liderlerden birinin hayatı anlatılırken İstanbul'un fethiyle yetinilir. Oysa yüce Hükümdar, fethin ardından 28 yıl daha Osmanlı Devleti'ni yönetmiştir. Alınması mümkün görülmeyen İstanbul'u 21 yaşında fetheden dehanın sonraki 28 yıl boyunca İstanbul'u ve sonrasında fethettiği nice toprakları nasıl imar ettiğini ve yücelttiğini bilmek önemlidir."



Fatih Sultan Mehmet'in Konstantinapolis'i fethedip Bizans sarayına gittiğinde, hazineye ya da taht odasına uğramadan ilk olarak sarayın kütüphanesini görmek istediğini ifade eden Oğuz, şunları ekliyor:



"Sultan Mehmet, fetihten sonra dünyanın dört bir tarafından ilim ve sanat adamlarını İstanbul'a davet ederek, matematikten astronomiye, felsefeden tarihe birçok alimi etrafında toplamıştır. En eski ve köklü eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman gibi bir yükseköğretim kurumunu imar ettirmiş, yönetim, maliye ve hukuk alanında kurallar içeren Fatih Kanunnamesiyle sağlam bir medeniyetin temellerini atmıştır. Doğuyu ve Batıyı kucaklayan hoşgörüsü ve yürüttüğü diplomasiyle tarihte altının çizilmesi gereken nice ilklere ve başarılara imza atmıştır."



Romanda İstanbul'un fatihi olan Sultan Mehmet'in fetihten sonra Akşemseddin'in elini öperek saltanatı bırakıp derviş yaşamı sürme izni istemesi dahil, şimdiye kadar değinilmemiş kimi başka tartışmalı rivayetlere, Bellini'nin ülkesine dönüşündeki gizemlere kadar nice detaylı ve ilginç bilgilere de yer veriliyor.

Kaynak: CHA

09 Mayıs 2013 Perşembe 09:56

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul, Kültür Sanat, Son Dakika

Son Dakika