Yaratıcı gücünü keşfet...

Yavaş yavaş var olanı sindireceğiz. Alışacağız mevcut düzene ve evimizin rahatlığına... Belki bir sonraki aşamada dışarıdaki diğer dünya bizi korkutmaya devam edecek veya tehdit gibi görünecek. İnsan bulunduğu ortama adapte olmakta hiç güçlük çekmiyor...

Bilirsiniz, insanlar ve hayvanlar belli bir süre içerisinde bulunduğu durum değişmediğinde o ortama alışır, oradan çıktığında bocalar ve ne yapacağını bilemez... Çaresizlik ve güvensizlik duygusu yaşar. Bu gerçek ve kanıtlanmış bir bilgidir. Şimdi eğer böyleyse ve bizler evlerimizde kalıp, çalışmalarımızı evlerimizde sürdürmeye ve evlerimizde sosyallikten uzak bir şekilde yaşamaya devam edeceksek tekrar yeni yaşantımızda nasıl adapte olacağız. İşte bugünkü konumuz bu olsun.

Eğer hayattan kopmak ve asosyallik durumuna geçmek istemiyorsak ki istemeyeceğimizi varsayacağım, öncelikle korkularımızdan korkmayı bırakmalıyız. Korku ve kaygı inanın virüsten daha tehlikeli bir hastalık. Çünkü tüm bağışıklık sistemimizi çökertmeye yetecek kadar önemli bir duygu durumudur korku.

Nasıl yenebiliriz diye soruyorsanız, bir sürü makale ve bilimsel açıklama var bu konuda. Ben kendime göre olanı yazmak istiyorum. Öncelikle senden daha güçlü bir organizma ve canlı yok bunu bilmelisin. Öyle ki bu virüsü yaratan güç bile bizim korkularımız ve kaygılarımız bence. Milyar insan gidişattan mutsuz ve yaptıklarından pişman halde bir çözüm ararken, tarihin en düşük ölüm oranlı ve bir o kadar da yıkım enerjisi en yüksek virüsü ile kendi çıkmazını bir çözüm bulmayı ve bir devrim yaratmayı başardı.

Unutmayın bizler evrende yaratılmış en özel canlılarız. Bizler istediğinde kötü bir ruh dünyası ile yıkan, istediğinde ise güzel bir ruh dünyası ile tekrar yaratan varlıklarız. Fakat bu bizlerin kötü ve çirkin yaratıklar olmamız anlamına gelmiyor. Güzel düşünceler ve sevgi ile yoğrulmuş bir ruh dünyası insanı yaratan bir varlığa çevirir.

Dışarıda kötü bir dünya yok. Tabiat bizim için hazırlanıyor. Yönetenler dünyası halkları olmadığında ve ekonomisi dönmediğinde bir hiç olduklarını anlayacaklar. Ekonomi, insan yaratımı değil mi? İlk insan para nedir bilmiyordu ve yine bizler tekrar inşa edeceğiz yeni ekonomik dengelerimizi. Sorun şu; eğer alışkanlıklarımızı korku ile şekillendirirsek tehlikeli olacak. Mesela Hollwood filmlerinde yeni yüz yılı anlatan filmler var. Kolonileşmiş ve robotlaşmış insanlar. Asla onlar gibi olmak istemeyiz...

Gündelik alışkanlıklarımızı dışarıya çıkmasak da değiştirmemeliyiz. Evlerimizde sosyalleşelim ve ailelerimiz ile çeşitli hayaller kuralım. Güzel hayaller insanı canlı tutar. Tekrar güzel bir enerji ile tatil hayallerimizi, başarı hikayesi kurgularımızı, almayı istediğimiz arabanın ve evin hayalini çöpe atmayalım. Komşularımızla iletişimlerimizi kesmeyelim. Telefon ile de olsa arayıp soralım nasıl olduklarını. Evde miskin miskin yatmak ve film seyretmek yerine sessiz sinema, isim şehir gibi oyunlar oynayalım. Çalışma saatlerimizi belli bir rutine yapmayalım ki alışkanlığa dönüşmesinler. Koltukların yerini değiştirelim, evdeki çiçeklerimizin bakımlarını yapalım. Yeni dünyaya kendimizi ne kadar güzel hazırlarsak bizi o kadar güzel karşılayacaktır bunu sakın unutmayalım....

26 Mart 2020 Perşembe 16:30

Son Dakika