Yeni bir paye

Euroleague’de her takımın belirli bir amacı ve o amaçlara göre tayin ettikleri rotaları vardır.

Euroleague’de her takımın belirli bir amacı ve o amaçlara göre tayin ettikleri rotaları vardır. Belirli bir basketbol kültürü yaratan ve tepede yer alan takımlar daima Final Four’u hedeflerler. Onların payeleri genelde yenilmez armadadır.

Bazı takımlar sezona yüksek bütçeyle başlar ancak bu yatırımın meyvelerini birkaç sezon sonra Final Four’a kalarak, hatta şampiyonluğa uzanarak alacaklarını bilirler. Sabırlı olup payelerini kademe kademe yükseltmeye çalışırlar.

Bir diğer grupta her sezona play-off potası hedefiyle başlayan ve bu bağlamda belirli bir basketbol kültürü yaratmaya çalışan ekipler yer alır. Onlar en tepede yer alamadıkları için fazla üzülmeyen ancak diplere inmeye tahammülü olmayanlardır. En alt kısım ise genelde inişli çıkışlı sezon yaşayanlardan veya birkaç sene art arda gelen başarıların ardından yeniden yapılanma dönemine giren takımlardan oluşur. Yani her takımın idealleri ve performansları o sezonki payelerini etkiler.

Tabii bu laboratuvar deneylerinde test edilip kanıtlanmış bir sav değil ancak hemen hemen her sezon buna benzer tablolarla şekilleniyor. Konuyla ilgili Zalgiris Kaunas’ın medya menajeri Almantas Kiveris’le konuştuğumda “Oldukça sınırlı olan bütçemizle önce oyuncu gelişimini sağlamak ardından Final Four’un daimi adaylarından birisi olmak istiyoruz.” demişti. Zenit St. Petersburg’un koçu Joan Plaza ise “Bir şeyler başarmak istiyorsanız süreci doğru yönetmeli ve sabırlı olmalısınız.” derken Barcelona’nın idari işler görevlilerinden olan Carles Cascante, “Elbette her maçımızı kazanmak, play-off’a kalmak ve Final Four’da yer almak istiyoruz. Ancak işler daima sizin istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Euroleague’de başarılı olmak için sabırlı, istikrarlı ve inançlı olmalısınız.” ifadelerini kullanıyor.

Euroleague’deki temsilcilerimizden olan Anadolu Efes’in yeni payesi ise beklenenin çok daha üzerinde. Zira bu sezon ev sahibi oldukları maçlarda çoğu kişinin beklentilerinin üzerine çıkmayı başardılar. Ve geçtiğimiz sezon Final Four’da finalde CSKA Moskova’ya kaybedip ikinci olduktan sona bu başarının devamı için olumlu sinyaller verdiler.


İyi oyun, kötü sonuç


4 Ekim 2019. Anadolu Efes, sezonun ilk Euroleague maçı için Barcelona’yı ağırlıyor. Barcelona’da Alex Abrines ve Nikola Mirotic maç önü ısınmada adeta şov yapıyorlar. Shane Larkin’in diz kapağındaki problemden dolayı kadroda olmadığı Efes’te ise Vasilije Micic sürekli olarak dripling sonrası şut çalışıyor. Temsilcimiz hava atışı ile son şut saatinin sesi arasında geçen sürede elinden gelenin en iyisi yapıyor. Larkin’in olmadığı oyun planında Micic sorumluluk almaktan kaçınmıyor ancak Barcelona’nın fizikli kısa savunmacıları ona engel oluyor. Katalan ekibi hücumda fazla aksaklık yaşamadan maçtan galip ayrılıyor.

Maç sonrasında Barcelona soyunma odasında adeta karnaval havası hâkim. Mirotic, takım arkadaşı Brandon Davies’le kulüp televizyonu için kısa bir “taş-kâğıt-makas” oynuyor ve kaybeden ismin kazananın eşyalarını üç deplasman maçı boyunca taşıyacağı söyleniyor. Davies oyunu kazanıp Mirotic’le atışıyor.

Abrines’e maç hakkındaki düşüncelerini sorduğum zaman, “Kazandığımız için mutluyuz ancak oyun anlamında bence rakibimizden kötüydük. Efes’in bu kadar iyi mücadele edeceğini tahmin etmiyordum. Çok çok iyi oynadılar ama biz biraz daha şanslıydık.” diyor.


Ve ilk galibiyet


11 Ekim 2019. Lacivert beyazlı ekip sezonun ikinci maçında yine kendi evinde. Rakip ise Aito Garcia Reneses gibi bir efsanenin koçluğunu yaptığı ALBA Berlin. Maç öncesinde eskiden NBA’in scout sitelerinden olan The Stepien’de görev yapan Rick Stone’la Efes hakkında konuşuyoruz. Tecrübeli yazar, “Sosyal medya kullanmadığım ve ABD’de yaşadığım için Euroleague’i biraz yüzeysel takip ediyordum. Ancak geçtiğimiz hafta arkadaşlarımdan Efes’in Barcelona karşısında harika bir oyun sergilediğini duydum. Bir ay sürecek olan Avrupa gezime buradan başlamaya karar verdim.” diyor.

Ve maç saati… Larkin, diz kapağındaki problemi geçici olarak atlattığı için sahadaki yerini almış durumda. Yani dümeni yeniden eline alıyor. Micic ise topsuz oyundaki hünerlerini sergilemekten kaçınmıyor. Dunston’ın pota altındaki caydırıcılığı takımına enerji katıyor. ALBA ise Aito Garcia’nın kariyeri boyunca yaptığı en özel şeyle, yani sürekli olarak topu döndürüp farklı kişilerden sayı bulmakla maça tutunuyor.

Normal süre 95-95 eşitlikle sona eriyor. Maç boyunca alev alan Larkin ve Micic uzatmada da takımlarını sırtlıyorlar. ALBA ise rakibinin her aksiyonuna karşın bir reaksiyon gösteriyor fakat uzatmalar sona erdiğinde skor ekranında 106-105 Anadolu Efes’in üstünlüğü bulunuyor. Efes’in takım oyunundan uzak görünmesi akıllara olumsuz şeyler getiriyor ancak Micic&Larkin ikilisinin toplam 49 sayı üretmesi işin olumsuz tarafını gölgede bırakıyor. Zira Koç Ergin Ataman’ın bu ikiliye benzer lider oyun kurucularla harikalar yarattığı aşikâr.


“İngilizce bilmiyorum lütfen gidin.”


24 Ekim 2019. Efes sezonun dördüncü maçında üçüncü kez bir İspanyol ekibiyle, Real Madrid’le karşılaşıyor. Parke dışı ekibini bir telaş havası sarmış. Zira 15,167 kişilik Sinan Erdem’de maç kapalı gişe oynanacak. Tabii rakibin Real Madrid gibi bir dev olması ortamı daha da gerginleştirmiş durumda.

Euroleague’in yayın direktörü olan Romain Hanskens maç öncesinde, “Takımlar kadar ben de stresliyim. Hataya yer yok çünkü bu maç haftanın, belki de sezonun en iyi maçlarından birisi olacak. Efes’in sezona yaptığı başlangıç beklenin çok çok üzerinde. Bence rütbe atlamış gibiler.” diyor. İspanyol gazeteci Miguel Lois Vidal ise Twitter’dan yaptığımız bir konuşmada, “Normalde bu tarz maçları Real’in kazanmasını beklersiniz ancak Efes hızla seviye atlamış gibi.” ifadelerini kullanıyor.

Hava atışı yapılıyor ve sonrası malum. Larkin bireysel deliciliğini kullanmakta zorlanınca işin yönlendirme kısmına geçiyor. Krunoslav Simon yay gerisinden, Bryant Dunston ise boyalı alandan skor üretirken Micic, bir maestro edasıyla izolasyon hücumlarını üstleniyor. Ayrıca takımın savunma gücü hiç olmadığı kadar iyi görünüyor. Real’de ise her şey sarpa sarıyor; kısalar etkisiz, uzunlar perde sonrası devrilmede zamanlama hataları yapıyor ve Koç Pablo Laso, bench’in bir kenarına gidip omuzlarını düşürmüş bekliyor. Kırk dakika sona eriyor. 76-60, Efes galip. Sinan Erdem’de bayram havası...

Maç sona erdikten sonra Real Madrid’in soyunma odasına gittiğimde medya menajerleri Jorge Javier Perez Vara dışında herkes İngilizceyi unutmuş gibi. Zira Sergio Llull, Facu Campazzo, Gabriel Deck, Edy Tavares ve Rudy Fernandez’den maç hakkında yorum almaya çalıştığım zaman hepsinin cevabı, “İngilizce bilmiyorum, lütfen gidin.” oluyor. Soyunma odasından çıkarken Jorge Vara, “Özür dilerim ancak bu mağlubiyeti beklemiyorduk o yüzden konuşmamalarını anlayışla karşılayın.” diyor.


Sürprize mahal yok


29 Ekim 2019. Rakip Kızılyıldız. Efes’in performansında Real karşılaşmasına oranla fazla değişen bir şey yok. Takımdaki görevler ve sonuçlar aynı ancak bu sefer Micic’in 26 sayılık performansı öne çıkıyor. Ayrıca sezon başından beri takım savunmasına adeta yürüyerek gelmesi ve hücumdaki kimyayı yakalayamaması nedeniyle eleştirilen Chris Singleton, Kızılyıldız karşısında toparlanmış gibi görünüyor.

85-70’lik Efes zaferinin ardından Kızılyıldız soyunma odasının önündeki uzun bekleyişim başlıyor. Yirmi dört dakikanın ardından oyuncular birer birer çıkmaya başlıyorlar. Tıpkı Real Madrid maçının ardından olduğu gibi röportaj ümidim ilk bakışta suya düşmüş gibi görünüyor. Ancak yaz arasında önemli bir sakatlık geçiren ve parkelere yeni yeni dönen Ognjen Kuzmic, takım otobüsüne kadar sorularımı yanıtlayacağını söylüyor. Efes hakkında, “Bence bu sezon her oyuncunun olmak isteyeceği ortamı yarattılar. Bunu sadece para veya galibiyet anlamında söylemiyorum. Taraftarlarıyla, teknik ekipleriyle bir aile olmuş gibiler.” diyor.

14 Kasım 2019. Anadolu Efes, uzun bir sürenin ardından yeniden kendi evinde. Rakip Euroleague’in çiçeği burnunda takımlarından olan Zenit St. Petersburg. Maç öncesinde birkaç Rus yazar, “Maçı kazanmamız zor ancak bence Joan Plaza, Ergin Ataman’ın oyun planını bozabilir.” diyor.

Ancak maçın ilk otuz üç dakikalık kısmında hiç de öyle olmuyor. Tabii Zenit, son yedi dakikada bir ara 25’e kadar çıkan farkı ikiye indirip maça ortak oluyor. Ancak Efes, sürprize mahal vermeden maçtan galip ayrılmayı başarıyor.

Koç Ergin Ataman, maç bittikten sonra hemen soyunma odasına geçiyor. Yirmi iki dakika boyunca takımla konuşuyor. Ses biraz yüksek ama bu gayet doğal. Zira takım sezon içinde ilk kez bu kadar büyük bir “boş vermişlik” içindeydi. Ataman basın toplantısında, “Fark bizim açımızdan dramatik bir şekilde kapandı. Benim de oyuncularımın da hataları oldu. Ancak kazandığımız için mutluyuz.” diyor.


Yolun başı


Anadolu Efes, sezon başı itibarıyla hemen hemen herkesin beklediği seviyeyi aşmış durumda. Ayrıca istikrarı yakalamış ve belirli bir oyun planını da benimsemiş görünüyorlar. Tabii her maç öncesinde Mustafa Kurtuldum, Ömercan İlyasoğlu antrenman yapıp gelecek senelerde as takımın değişmez parçalarından birisi olmaya; pazarlama ekibi ellerindeki kaliteli ürünü en iyi şekilde sunmaya; scout’lar, yazarlar ve Euroleague görevlileri onları yakından takip etmeye devam edecek. Yani lacivert beyazlı ekip sadece teorik olarak değil pratik olarak da birkaç seviye aşmış durumda. İşte bu nedenle yeni bir payeye sahipler.

Kaynak: EuroSport.com

17 Kasım 2019 Pazar 20:13

Efes, Spor, Son Dakika
YORUMLAR

Son Dakika