Yeni Zelanda'daki İki Camiye Yönelik Terör Saldırısı Protesto Edildi

Yeni Zelanda'daki iki camiye yönelik terör saldırısı protesto edildiŞIRNAK - Şırnak'ın Silopi ilçesinde STK temsilcileri, Yeni Zelanda'daki terör saldırısını protesto etti.

Yeni Zelanda'daki iki camiye yönelik terör saldırısı protesto edildi
ŞIRNAK - Şırnak'ın Silopi ilçesinde STK temsilcileri, Yeni Zelanda'daki terör saldırısını protesto etti.
Silopi ilçe merkezindeki Çarşı camisinde akşam namazının ardından Anadolu Gençlik Derneği Silopi temsilciliği öncülüğünde bir araya gelen STK temsilcileri, ilk olarak gıyabi cenaze namazı kıldıktan sonra basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan AGD Silopi Teşkilat Başkanı Aşkın Öztürk, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da şifa diledi. Yapılan saldırıda tetiği çekenleri, saldırının planlanmasında rol alanları şiddetle kınadıklarını belirten Aşkın, "Cuma günü Yeni Zelanda'da meydana gelen cami katliamını bir iki kişinin sapkınlığı olarak görmek, olayı bireysel bir suç olarak ele almak, dünyada yükselen ırkçılığı, farklılıklara düşmanlığı okuyamamaktır" dedi. Aşkın Öztürk, açıklamada şunları söyledi:
"Müslüman ya da gayrimüslim, cami de ya da bir başka mekanda, masum insanlara yönelik hiçbir saldırı kabul edilemez; insana kasteden hiçbir saldırı karşısında sessiz kalınmaz. Cuma günü Yeni Zelanda'da meydana gelen cami katliamını bir iki kişinin sapkınlığı olarak görmek, olayı bireysel bir suç olarak ele almak, dünyada yükselen ırkçılığı, farklılıklara düşmanlığı okuyamamaktır. Yaklaşık 5 milyon insanın yaşadığı Yeni Zelanda'da 50 bin kadar de Müslüman bulunuyor ve Yeni Zelanda 200 yılı aşkın bir süredir Müslümanların yaşadığı bir ülke. Ülkede Müslümanların birlikte yaşam ortamını tehdit eden bir tavrı olmamasına karşın böyle bir saldırının gerçekleşmesi içten içe büyütülen ırkçı nefret ve kinin bir tezahürüdür. Saldırganlardan birinin 70 kadar sayfa içeren manifestosunda da bu ırkçı söylem alenileşmiştir. Saldırının hemen ardından açıklama yapan Avustralyalı Senatör Fraser Anning'in, olaydan artan Müslüman nüfusu ve mültecileri sorumlu tutması da en az bu saldırı kadar vahşicedir. Saldırıyı hem Avustralya'da hem de Yeni Zelanda'da toplum içerisinde artan Müslüman nüfusa karşı büyüyen korkunun bir göstergesi olarak ifade eden Senatör Anning, Hitler'i aratmayacak kabiliyette ve donanımdadır.
Saldırganın önceden internet üzerinde yayımladığı mesajda, daha önce Fransa'da ırkçı grupların kullandığı "Büyük Yer Değiştirme" kavramının geçmesi, Müslümanların Avrupa'yı terk etmesine ve Ayasofya'nın kiliseye dönüştürülmesine dair cümlelerin yer alması saldırının birkaç kişinin işi olmadığını, yükselen bir ırkçı akımın neticesi olduğunu göstermektedir. Biz şuna inanıyoruz ki bu saldırılar bizzat Batılı kirli merkezler tarafından üretilen İslamofobi'nin neticesidir. Yine şu bir gerçek ki bu saldırıdan sonra yapılan açıklamalar ve ortaya konulan tepkiler Batılı kirli merkezlerin Müslümanları kötü istatistiklerden öteye görmemektedir. Diğer taraftan katliamın sosyal medya hesaplarından canlı olarak paylaşılması, bilgisayar oyunlarındaki Müslüman avıyla birebir örtüşmektedir. Bu zihniyet, "tüm Müslümanlar öldürülmelidir, çünkü tüm Müslümanlar teröristtir" düşüncesindeki bir zihniyettir. Irkçı emperyalist Batı zihniyetinin, İslam'a, Müslümanlara ve Hazreti Peygamber'e (sas) karşı oluşturulmuş nefret dilini ifade özgürlüğü ve demokrasi olarak nitelendirmeye devam etmeleri bu tip saldırıları daha da artıracaktır. Kanada'dan Yeni Zelanda'ya, Arjantin'den Japonya'ya dünyanın her ülkesinde az ya da çok bir Müslüman nüfus vardır ve bu Müslümanların can güvenlikleri de temel hakları da tüm Müslümanların bir meselesidir.
Yeryüzünde tek bir Müslüman'ın bir ırkçı saldırıyla saçının teline zarar gelmesine kayıtsız kalamayız.
İslam belirli bir ırkın dini değildir. Batı, kendileriyle aynı ırklardan olmayan tüm insanlara karşı bir izolasyon politikası izlese bile ırkçılığı telin eden İslam'ın yayılmasına engel olamayacaktır. Avrupa'nın içlerinde de denizaşırı sömürgelerde de Fransızlardan, İngilizlerden, Almanlardan ya da çok farklı ırklardan Müslümanlar topluluklar mutlaka oluşacaktır. Biz inanıyoruz ki Batılı siyasetçiler kendi halklarına İslam'dan nefreti etmeyi değil de kendilerinden olmayanlarla birlikte yaşayabilme kültürünü öğretirlerse dünya daha huzurlu bir yer olacaktır. Bu çirkin politikalardan ve bu politikaların tezahürü olan tüm yaklaşımlardan vazgeçilmelidir. STK'lar olarak bizler saldırılarda yaşamını yitiren tüm kardeşlerimize Cenabı Allah'tan bir kez daha rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Tüm İslam milletine sabırlar diliyoruz."
Ayrıca Irak'ın Halepçe kentinde atılan kimyasaldan ötürü yaşamını yitiren vatandaşlara da Allah'tan rahmet diledikten sonra basın açıklaması sona erdi.

Kaynak: İHA

18 Mart 2019 Pazartesi 00:06

Genel